EN TR

Makale

Arap-İsrail Hava Savaşları

Filistin’in bölünmesi ve İsrail’in bağımsızlık savaşı

Issue 100

29 Ekim 1947’de Birleşmiş Milletler genel kurulu 181’nolu kararı ile Filistin, Arap ve Yahudi devleti olarak ikiye bölünmüştür. İki halk arasındaki bitmeyen anlaşmazlık başlamış olur. Araplar ve Yahudiler arasında çatışmalar başlar. Bu yazıda çatışmaların havada gerçekleşen kısmından kısaca bahsedeceğiz. Başta İsrailliler hafif sivil uçakları kullanmaya başlar. Bunlar ağırlıklı olarak keşif amaçlı kullanılmaktaydı. 17 Aralık 1947’de Nvatim bölgesindeki çatışmalarda, yerdeki Yahudi birliklerini desteklemek için R.W.D.13 uçağının sökülen kapısından Bren makinalı tüfeği ve el bombası atışıyla ilk İsrail hava saldırısı gerçekleşir. 10 Mayıs 1948’de Yahudiler ilk uçak kayıplarını yaşar. Bombardıman görevi için uçan bir Norseman düşer. İlk Arap saldırısı 15 Mayıs 1948’de İsrail’in bağımsızlığını ilanından sonra, Mısır Spitfirelarının Tel Aviv’e yaptığı akın oldu. Bu saldırıda Sde Dov hava üssündeki İsrail uçaklarının çoğu ya hasar gördü ya da yerde imha edildi. Saldırı esnasında bir adet Mısır Spitfire’ı uçaksavar atışı ile düşürüldü. Başta Mısırlılar Spitfire ve bombardıman görevleri için modifiye edilmiş C-47’ler ile harekât düzenlemeye başlar. Suriye T-6, Irak Avro Ansonları da Ürdün’de konuşlanmış ve harekatlar düzenlemiştir. Avcı uçağı olmayan İsrail hızla bu eksikliği gidermek için arayışa girer. Çekoslovakya’dan 25 adet Avia S-199 satın alır. İlk uçak 20 Mayıs’ta İsrail’e ulaşır. 29 Mayıs’ta Mısır ordusu Tel Aviv’e 30 km yaklaşmıştır. Henüz yeni teslim alınmış ve test uçuşu bile yapılmamış dört          S-199 ile Mısır birliklerine taarruz edilir. Bir uçak pilotu ile kaybedilir ama Mısır saldırısı da durdurulur. Ertesi gün Natanya bölgesindeki Irak birliklerine saldıran iki S-199’dan biri daha düşer. 3 Haziran’da İsrail ilk hava zaferini kazanır. Bir S-199 Tel Aviv’i bombalamak için gelen iki C-47’iyi düşürür. Ertesi gün bir İsrail Argus’u Mısır Spitfire’ı tarafından düşürülür. Böylece Mısır da ilk hava zaferini kazanır. Çatışmalar büyümüş her iki tarafın hava kuvvetleri de daha fazla karşı karşıya gelmeye başlamıştı. 8 Haziran’da ilk defa iki tarafın avcıları havada kozlarını paylaşır. Tel Aviv’in güneyinde İsrail S-199’u ile Mısır Spitfire’ı karşılaşır. Avia S-199 aslen Jumo motorlu Messerschmitt Bf-109’dan başka bir şey değildi. İkinci dünya savaşının bitiminden üç yıl sonra tarih tekerrür etmiş ve Messerschmitt ile Spitfirelar tekrar havada karşı karşıya gelmişti. Bu karşılaşmada S-199 galip gelir. Her iki tarafta ellerinden geldiğince yeni hava aracı almak için uğraş verir. İkinci dünya savaşından arta kalan uçaklar satın alınır ve tekrar cepheye sürülür.

Çatışmaların ikinci aşaması 8-18 Temmuz 1948 arasında gerçekleşir. On gün muharebesi olarak geçen bu çatışmalarda İsrail hava muharebesine yeni bir oyuncu sokar. 15 Temmuz’da üç B-17 İsrail’e ulaşır ve derhal operasyonlara katılır. İlk altı buçuk günde İsrail Hava Kuvvetleri 82 sortide 9 ton bomba atarken, B-17’lerin gelişi ile kalan üç buçuk günde gene 82 sortide 48 ton bomba atar. 1948’in son günlerinde İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetleri (RAF) Mısır Hava Kuvvetleri ile harekât düzenlemeye başlar. Başta keşif görevleri ile başlayan birliktelik daha sonra ortak saldırılara döner. 7 Haziran 1949’da keşif görevinde olan dört İngiliz Spitfire FR.18’i İsrail uçaksavarları ve uçakları tarafından düşürülür. Aynı günün ilerleyen saatlerinde RAF ve İsrail Hava Kuvvetleri tekrar karşı karşıya gelir. Bu sefer bir İngiliz Tempest’i düşürülür. 24 Şubat 1949’da İsrail ile ilk olarak Mısır ateşkes antlaşması imzalar. Onları 23 Mart’ta Lübnan, 3 Nisan’da Ürdün ve 20 Temmuz’da Suriye takip eder. Sadece Irak herhangi bir anlaşma imzalamadan birliklerini bölgeden çeker.  Böylece Filistin’in bölünmesi ve İsrail devletinin kurulması sürecindeki muharebeler sonuçlanır. Bu ateşkes anlaşmaları ile tabi ki taraflar arasındaki sorunlar çözülmüş olmadı. Gerginlik devam ediyordu ve yeni bir kıvılcımın ateşlenmesi an meselesiydi.

1956 Süveyş Krizi

Aradan geçen zamanda taraflar silahlanma yarışına girmiş ve iki taraftaki hava kuvvetlerinde jet çağı başlamıştı. Jetler arasındaki ilk hava muharebesi 1 Eylül 1955’te gerçekleşti. Mısır De Havilland Vampire’ı İsrail Gloster Meteor’u tarafından düşürülür. 29 Ekim 1956’da İsrail kuvvetleri Sina yarımadasını işgale başlar. İki hava kuvveti de kara birliklerine destek için yoğun olarak kullanılır. İsrail başta sadece jet uçakları ile operasyon düzenler. Ama yeterli etkiyi gösteremedikleri için eldeki piston motorlu uçaklarda devreye girer. Hava-hava muharebelerinde İsrail’in üstünlüğü sürerken, piston motorlu uçaklar Mısır uçaksavarları tarafından ciddi kayıplara uğratılırlar. 31 Ekim gecesi İngiliz ve Fransız kuvvetleri Mısır’a hava saldırısına başlar. Mısır Hava Kuvvetleri üsleri ve uçakları imha edilir. Bunun sonucunda 1 Kasım’da İsrailliler Sina yarımadasında hava kontrolünü tamamen ele geçirir. Hava harekâtını kara harekâtı takip eder. İngiliz, Fransız ve İsrail birlikleri Süveyş kanalını tamamen ele geçirir. Harekât 6 Kasım’a kadar sürer. Muharebe alanında başarı ile biten operasyon diplomatik alanda tam bir fiyasko ile sonuçlanır. Amerika ve Rusya’nın baskıları ile Mart 1957’de kanal bölgesi boşaltılır. Sina askerden arındırılmış bölge haline gelir ve Birleşmiş Milletler askerleri bölgeye konuşlanır.

1967 Altı Gün Savaşı

1956 ile 1967 arasında geçen sürede 2 Mach sürate ulaşabilen ve hava-hava füzeleri ile donatılmış uçaklar her iki tarafça envantere alınmıştı. Yerden havaya füzeler (SAM) bölgede yerlerini almıştı. Arap uçakları ile İsrail uçakları arasında zaman zaman çatışmalar oluyordu. 14 Temmuz 1966’da İsrail Mirage III uçağı ilk kez Suriye’ye ait bir Mig-21’i düşürdü. Suriye ile İsrail arasında gerginlik artıyordu. Mısır, İsrail’in Suriye sınırına yığınak yaptığı istihbaratını Rusya’dan alır. 15 Mayıs’ta Mısır lideri Nasır Birleşmiş Milletler kuvvetlerinin Sina’dan çekilmesini ve Mısır birliklerinin askerden arındırılmış bölgeye girmesini emreder. Mısır’ın bu saldırganlığına Ürdün ve Suriye’de katılınca İsrail kendini iyice tehdit altında hisseder. İsrail Arap saldırısını beklemek yerine onlara karşı önleyici bir saldırı yapmaya karar verir. Haziran’ın başında İsrail Hava Kuvvetleri Moked (Odak) operasyonu için emir alır. Operasyonun temel amacı düşman Hava Kuvvetlerini ani bir saldırı ile yerde imha etmektir. Önce pistler vurulacaktı. Böylece saldıran İsraillileri önlemek için havalanamayacak uçaklar daha sonra yerde imha edilecekti.  

İsrail taarruz zamanı olarak 5 Haziran 1967’de yerel saat ile 07:45’i (Mısır saati ile 08:45) seçer.  Bu saatin seçilmesindeki sebepler şunlardır. Mısır birlikleri alarm durumundaydı. Sabah şafak vaktinde taarruz bekledikleri için o saatlerde gerek pist başında gerekse de havada Mig-21 kolları bulunduruyorlardı. Bu durumu bütün gün sürdürmeleri mümkün değildi. İsrailliler saat 07:30 (Mısır saati ile 08:30)’da nöbetteki uçakların yakıtları biteceği için ineceklerini tahmin ediyordu. İkinci sebep, şafak ile taarruz edilmesi durumunda pilotların gece yarısı itibari ile mesailerine başlamaları gerekecekti. Harekatın olacağı gece uyuyamayacaklardı, harekât devam edeceği için ertesi gece de uyumaları mümkün olmayacaktı. İlk taarruzun 07:45’te olması sayesinde İsrailli pilotlar o gece 04:00’e kadar istirahat edebilmişlerdi. Bir diğer sebepte bölgede sabah pusunun olmasıdır. Sabah 07:30’a kadar pus etkisini korumaktaydı. Taarruz saatinde hava açılmış olacaktı. Son ve belki de en önemli sebep ise Mısır Hava Kuvvetlerinde mesainin saat 09:00’da başlamasıydı. Taarruz 08:45’te başladığında personelin büyük kısmı özellikle de General, Kurmay gibi savunmayı yönetecek ekip yolda yani görev yerlerinden uzakta olacaktı. Böylece o sabah 160 İsrail jeti üslerinden havalanır. Öncelikle Mısır Mig-21 üsleri olmak üzere dokuz aynı anda vurulacak şekilde 10 hava üssüne saldırırlar. Harekatın ilk dalgasında İsrail 9 uçak kaybederken 180’den fazla Mısır uçağı yerde imha edilmişti. Aralarında 10’ar dakika olacak şekilde dalgalar halinde taarruz planlanmıştı. İkinci dalga başlamıştı, hedef hala Mısır Hava Kuvvetleri’dir. İlerleyen saatlerde dokuz hava üssüne daha saldırı yapıldı. Sadece El Ariş hava üssünün pistine saldırılmadı. Bunun sebebi İsrail’in bu üssü ileri ikmal ve yaralı tahliye üssü olarak kullanma niyetiydi. 6 Haziran akşamı üs planlandığı gibi ele geçirilmiş ve İsrailliler tarafından kullanılmaya başlanmıştı.  O sabah Mısır saldırıya uğrayan üslerinden sadece 4 Mig-21 kaldırabilmişti, bu uçaklarda düşürülmeden önce iki İsrail uçağı düşürebildiler. Hava saldırısı ile karada da harekât başlar. İsrail birlikleri Sina yarımadasına girer. Kara birliklerine yakın hava desteğini az sayıda helikopter ver Fouga Magisterler sağlar. İsrail Hava Kuvvetleri bütün gücünü Mısır Hava Kuvvetleri’nin imhasına yönlendirir. Operasyon üçüncü ve dördüncü dalgalar ile bütün gün sürer. Günün sonunda başta Mısır olmak üzere Suriye ve Ürdün Hava Kuvvetlerinin büyük kısmı yerde imha edilmişti. İlk günün sonunda İsrail Hava Kuvvetleri 24 uçak kaybetmişti. Savaşın kalan beş günü İsraillilerin mutlak hava üstünlüğü ile devam etti. 6 Haziran’da Mısır karşı saldırı denemsinde bulundu. Beş adet Mısır Su-7’si İsrail Mirageları tarafından Sina üstünde önlendi ve düşürüldü. Bir Irak Tu-16’sı Tel Aviv’in 32 km. kuzeyindeki Natanya şehrine saldırdı. Ancak dönüş yolunda önlenebildi ve düşürüldü. 7 Haziran’da Irak H-3 hava üssüne başarısız bir saldırıda bulunan İsrailler iki Vautour ve bir Mirage kaybeder. Uçakları Irak Hunterları düşürmüştür. Aynı gün Mısır Mig-17’leri dört İsrail uçağı daha düşürmüştü. Gece yarısı önleme uçuşu yapan bir Mirage Mısır SA-2’leri tarafından düşürülür. Bu SAM’lerin Orta Doğudaki ilk zaferiydi. Böylece hava savaşlarında yeni bir dönem başlamıştı. 8 Haziran’da sözde “yanlışlıkla” İsrail uçakları Amerikan istihbarat gemisi USS Liberty’ye saldırdı. 34 Amerikan denizcisi ölmüş, 171 tanesi yaralanmıştı. Günün sonunda İsrail Hava Kuvvetleri önceliğini Suriye cephesine vermeye başladı.              9 Haziran’da muharebe ağırlıklı olarak İsrail ve Suriye arasında geçti. İsrail iki filo komutanını aynı gün kaybetti. 10 Haziran’da ateşkes sağlandı. Savaşın sonunda Sina ve Süveyş kanalının batı yakası İsrail kontrolüne geçmişti. Ayrıca Gazze Şeridi ve Golan Tepeleri de ele geçirilmişti. Mısır Hava Kuvvetleri sayıca büyük bir darbe almanın yanında Sina ve Süveyş Kanalı yakınındaki hava üslerini de kaybederek İsrail’e sürpriz saldırı yapma şansını kaybetmişti. Savaş öncesinde bu üslerden kalkan uçaklar dakikalar içinde İsrail hedeflerine saldırabilirken savaş sonrasında düşman kontrolündeki hava sahasında yüzlerce kilometre uçmak zorunda kalacaktı. Su-7, Mig-17 ve Mig-21 gibi kısa menzilli uçaklara sahip Mısır için büyük bir kayıp.   İl-28 ve Tu-16 gibi bombardıman uçaklarının da avcı koruması olmadan İsrail derinliklerine saldırması zorlaşmıştı

1969-1970 Yıpratma Savaşı

Mısır 8 Mart 1969’da Süveyş Kanalı boyunca şiddetli bir topçu saldırısı başlatır. Bu saldırı ile Yıpratma Savaşı başlamış olur. İlk safhası Temmuz 1969’a kadar devam eder. Taraflar karşılıklı saldırılarla birbirlerini tartıyordu. Çatışmaların tırmanmasından korkan İsrail Mısır’a çok fazla harekât düzenlemekten çekiniyordu.  17 Haziran 1969’da dört İsrail Mirage’ı Kaire üstünde alçak irtifada uçup ses hızını aşıp sonik patlamalara neden oldu. Bunun üzerine Mısır Hava Kuvvetleri ve Mısır Hava Savunma Kuvvetleri komutanları görevlerinden oldu. 7 Temmuz’da İsrail Mirageları Mısır hava sahasını ihlal edip Mısır uçaklarının önleme için kalkmaya zorlarlar ve on Mig-21 düşürürler.  Ertesi gün benzer bir harekât Suriye’de düzenlenir ve orada da yedi Mig-21 düşürülür.  12 Temmuz’da Mısır’ın Süveyş Kanalında düzenlediği komando saldırısında 29 İsrail askeri ölür. Bunun üzerine 20 Temmuz 1969 İsrail büyük bir hava harekâtına başlar. İki Mirage ile bir Mig-21 ve iki Mig-17 düşer. Eylül 1969’da İsrail F-4E Phantom II’leri envanterine almaya başlar. 22 Ekim’de Phantomlar ilk operasyonlarını Abu Sueir’deki SA-2 bataryasına yapar. 26 Aralık 1969’da üç İsrail Super Frelon helikopteri Mısır P-12 radar istasyonu yakınlarına komandoları bırakır. Komandolar istasyonu ele geçirdikten sonra iki CH-53 gelir ve radarı İsrail’e götürür. 1970 başında İsrail Mısır derinliklerine saldırılarını arttırır. İsrail baskıyı arttırınca Mısır’da kendi hamlesini yapar ve Nasır 24-25 Ocak 1970’te Moskova’yı ziyaret eder ve Rusya’dan destek ister. İsteğine kavuşur ve Rusya Mısır’daki varlığını hızlıca arttırır. Hali hazırda Rus danışmanlar Mısır’da görev alıyordu. Hatta daha önceki operasyonlarda ölenler bile olmuştu. Yeni gelen Rus personelle birlikte yeni radarlar, komuta kontrol ekipmanları ve hava savunma sistemleri Mısır’a gelir. Bu ekipmanların arasında SA-3’lerde vardı. İlk kez bölgeye konuşlanıyordu. Artık Sovyet pilotlarda Mısırlılarla birlikte uçmaya başlamıştı.

18 Temmuz’da İsrail F-4E’leri yeni aldıkları ECM podları ile düzenledikleri operasyonda umdukları başarıyı bulamadılar. Operasyona katılan iki F-4 filo komutanı da düşürüldü. Bu uçaklar       SA-3’ün ilk kurbanları oldular. Hava muharebelerine Sovyet pilotlar da katıldı ama istedikleri başarıları elde edemediler. Buna mukabil Sovyet SAM bataryaları İsraillilerin canı çok yaktı. Ağustos ayında Amerika’nın baskılarıyla taraflar arasında ateşkes ilan edilir.

1973 Yom Kippur

6 Ekim 1973 günü saat 14:00’de Mısır ve Suriye kuvvetleri İsrail’e sürpriz bir saldırıda bulunur. O gün Yahudiler için önemli bir dini bayram olan Yom Kippur (Kefaret Günü)’du. İsrail’de hayat tam manası ile durmuştu. İnsanlar ya evlerinde ya da sinagoglardaydı. Savaş öncesi Mısır yoğun tatbikatlar yapmıştı, bu tatbikatları bahane ederek büyük miktarda personel ve ekipmanı Süveyş Kanalı bölgesine yığmıştı. İsrail istihbaratı bir savaş hazırlığından şüpheleniyordu. Mossad’ın en yüksek seviyedeki casusu, eski Mısır lideri Nasır’ın damadı Eşref Marwan’dan o gün şafakla Mısır’ın saldıracağı bilgisi alınmıştı. Ama İsrailliler daha önce verdiği bazı çelişkili bilgiler dolayısıyla verdiği bu bilgiyi şüphe ile karşıladılar. 6 Ekim sabahı da saldırı başlamayınca bilginin aldatmaca olduğu düşünüldü. İsrail Silahlı Kuvvetleri 6 Ekim sabahı önleyici bir saldırı yapmak ister ama hükümet bunu kabul etmez. Bu kararda İsrail Başbakanı Golda Meir’in Orta Doğuda yeni bir savaş başlatan taraf olmak istememesi önemli bir rol oynadı. Amerika’dan alınan veya alınacak yardımlardan olmak istemiyordu.

Arapların hava üstünlüğü stratejisi temelde SAM’lere dayanıyordu. Uçaklar ikinci plandaydı. Mısır ve Suriye Hava Kuvvetlerine ait uçaklar öncelikle Sina Yarımadasındaki ve Golan Tepelerindeki hedeflere saldırmıştır. İsrail derinliklerindeki hedeflere yönelmemiştir. Bundaki en önemli amaç gerek kara unsurlarının gerekse hava unsurlarının SAM şemsiyesi altında harekât icra etmelerini istemeleriydi. Ayrıca Arap kurmayları ekipman ve eğitim olarak İsrail derinliklerinde operasyon yapma kapasitelerinin olmadığının bilincindeydi.

Saldırı başladığında önleyici saldırıdan vaz geçildiği için uçakların çoğu hava-yer yükünden hava-hava yüküne çevrilmiş durumdaydı. İsrail hava üslerine saldırı bekleniyordu, hava-yer konfigürasyonunda yüklü uçaklar havalandıktan sonra bombalarını denize atıp hava önleme görevi icra etmeye başladılar. Bu uçakların çoğu Sina ya da Golan bölgesine ulaştığında Arap uçakları bu bölgelerdeki İsrail hedeflerine saldırmış ve gere dönmeye başlamışlardı. Karşılarında sayıca çok az düşman uçağı bulmuşlardı. Mısır birlikleri kanalı geçerken hem sabit hem de mobil hava savunma sistemlerinin koruması altında görev yapmıştı. İsrail uçakları yaptıkları saldırılarda bu hava savunma sistemleri yüzünden çok ağır kayıplar vermiştir.  Özellikle mobil SA-6 sistemleri çok etkili olmuştur. Mısırlıların İsrail’e karşı hava gücünü kullanmaları nedeniyle İsrail’in Suriye hava gücüne karşı etkili olmasını sağlamıştır. İlerleyen günlerde İsrail kanalın batısındaki SAM sistemlerine karşı SEAD (Düşman Hava Savunmasını Bastırma) görevlerini yoğunlaştırmış, hava savunma şemsiyesinde gedikler açmaya başlayınca Mısır’ın derinliklerinde daha fazla harekât düzenlemiştir. Ayrıca kara birliklerine daha fazla ve etkili yakın hava desteği verme imkanına kavuşmuştur. 12 Ekim’de artan kayıplar nedeniyle İsrail Amerika’nın önerdiği ateşkesi kabul eder ama Mısır teklifi reddeder. Amerika İsrail’e malzeme ve mühimmat desteğine başlar. Aynı şekilde Rusya’da Mısır ve Suriye’ye takviye yapmaya başlar.14 Ekim’de Amerikan yardımı olan F-4E’ler İsrail’e ulaşmaya başlar. Uçaklar kamuflajları bile değiştirilmeden cepheye sürülür. 15 Ekim’de Suriye cephesinde durumu lehine çeviren İsrail, Sina cephesine yeni bir zırhlı tümen ile takviye eder ve karşı taarruza başlar. Kanalı geçip Mısır topraklarında ilerleyen İsrail zırhlıları Mısır hava savunma füze birliklerine saldırır. Hava savunmasında oluşan zayıflığa Suriye cephesinden kaydırılan uçaklarında eklenmesiyle, Mısır birlikleri üzerinde hava hakimiyeti sağlanır. 18 Ekim’den itibaren hava çatışmaları İsrail’in kontrolüne girer. O gün 11 Mısır ve destek için gelen 3 Libya Mirage’ı düşürülür. Buna karşılık 3 İsrail uçağı kaybedilmişti. 19 Ek im’de savaşın başlangıcından beri ilk kez İsrail uçak kaybetmemiştir. 21 Ekim’de İsrail Hermon Dağına uçar birlik harekâtı başlatır. Golan Tepelerindeki bu stratejik öneme sahip bölge 6 Ekim’de Suriye komandoları tarafından ele geçirilmişti. Bölgedeki çatışmalarda 3 Suriye Mig-21’i düşerken İsrail’de 3 uçak kaybetmişti. 22 Ekim’de Birleşmiş Milletler genel kurulu 338’nolu kararı ile ateşkes ilan edilmiş ama çatışmalar 24 Ekim’e kadar devam etmiştir. 24 Ekim’de Sina cephesinde son hava çatışması gerçekleşir, 12 İsrail Mirage ile 20 kadar Mısır Mig-21’i karşılaşır. Bu muharebede Giora Epstein 4 Mig-21 düşürerek toplam skorunu 17’ye çıkardı. Savaş sonunda İsrail kayıplarının neredeyse %90’ı hava savunma füzeleri ya da topları yüzünden olmuştu. Yom Kippur’dan çıkarılan en büyük ders düşman hava savunmasının imhası veya elektronik olarak karıştırılmasının savaşı kazanmak için elzem olduğunun anlaşılmasıydı. Bu durum elektronik harp alanında yatırım yapılmasına, bununla birlikte hassas güdümlü mühimmatlara olan ihtiyacın ön plana çıkmasını sağladı. Yeni silahlarla birlikte geliştirilen yeni taktiklerle, av ile avcı arasındaki rekabet devam etti. İsrail açısından 1976’da F-15A/B, 1978’de alınan E-2C ve ardında 1980’de gelen F-16A/B’ler ile yeni bir dönem başladı. Araplara karşı teknolojik ve taktik üstünlük tekrar sağlanmış oldu. Bu sayede kazanılan derin darbe ve müşterek harekât icra etme yeteneği ile ilerleyen tarihlerde İsrail hep başvurduğu önleyici saldırılara devam etti. Önce Lübnan sonra Irak’taki Osirak nükleer santrali ve Tunus’taki Filistin Kurtuluş Ordusu kamplarına. Bu saldırılar hala da devam ediyor. Eğitime, istihbarata (insanlı ve insansız), yeni taktiklere ve ileri teknolojiye verdikleri önem ile Arap hava kuvvetlerine karşı üstünlüklerini korumaya devam ediyorlar.