EN TR

Haber

DASSAULT RAFALE- Fransız Delta Kanat Ailesinin Son Üyesi

Issue 103

1970’lerin sonunda Fransız Hava Kuvvetleri ve Donanması elindeki uçakları (Jaguar, Mirage F1, Crusader ve Super Etendard) değiştirmek için yeni nesil bir uçak ihtiyacı içindedir.  O yıllarda Hava kuvvetleri ve Donanma farklı tipte uçaklar kullanmaktadır. İki kuvvetin benzer ihtiyaçları olması ve maliyeti düşürmek amacıyla aynı uçağı kullanmaya karar verirler. 1979 yılında Dassault firması European Combat Aircraft (ECA) projesine dahil olur. 1981 yılına gelindiğinde proje katılımcısı ülkelerin farklı operasyonel ihtiyaçları olduğu için proje çöker. 1983 yılında İngiltere, Batı Almanya, Fransa, İspanya ve İtalya Future European Fighter Aircraft (FEFA) projesini başlatır. Fransa, Donanması için uçak gemisinde görev yapabilecek çok rollü bir uçak üzerinde ısrar eder. Diğer katılımcıların bu yönde bir ihtiyacı olmadığı için Fransa 1985 yılında bu projeden de ayrılır. Diğer katılımcılar projeyi devam ettirir ve böylece Eurofighter Typhoon doğumu gerçekleşir. Fransa kendi ihtiyaçları doğrultusunda tamamen milli imkanlarıyla bir jet uçağı geliştirmeye karar verir. Bu kapsamda Dassault firması, Avion de Combat expérimental (Experimental Combat Airplane, ACX) projesi altında, özgün tasarım yapmak için seçilir ve Fransa FEFA’dan ayrılmadan önce 1984 yılında kendi prototipini üretmeye başlar. 4 Temmuz 1986’da Rafale A (ACX prototipi) ilk uçuşunu gerçekleştirir. Bu uçuşta, Rafale A, Snecma M88 Turbofan motoru geliştirme aşamasında olduğu için General Electric F404-GE-400 Turbofan motoru kullanılmıştır. 27 Şubat 1990’da Rafale A ilk kez Snecma M88-2 motoruyla uçuşunu yapar ve 31 Aralık 1992’de testleri tamamlanan M88’in üretimi için ilk sipariş verilir.

21 Nisan 1988’de Fransız hükümeti Dassault ile dört adet Rafale prototipi için sipariş verir. Bu siparişler Hava Kuvvetleri için birer adet Rafale C (Chasseur/Avcı) ve Rafale B (Biplace/İki kişilik) ile Donanma için iki adet Rafale M (Marin/Denizci)’den oluşmaktadır. C prototipi 19 Mayıs 1991’de, M prototipi 11 Aralık 1991’de ve son olarak B prototipi 30 Nisan 1993’te ilk uçuşunu yapar. Fransa’da kara konuşlu katapult tesisi olmadığından dolayı 8 Temmuz – 23 Ağustos 1992 tarihleri arasında Rafale M USC1 doğrulama testleri için Lakehurst (New Jersey, ABD) ve Patuxent River (Maryland, ABD)’da bulunan test merkezlerine gider. Burada 39 katapult kalkışı, 69 tel yakalayarak iniş denemesi yapılır. 15 Ocak – 18 Şubat 1993 tarihlerinde USC2 testlerine katılır. 19 Nisan 1993’te uçak gemisi uyumluluk programı (PA1) başlar. Foch uçak gemisine 31 iniş-kalkış yapılır. Testler 7 Mayıs’a kadar devam eder. Bu testleri PA2 ve USC3 testleri takip eder. Testlerin başarıyla sonuçlanmasıyla, 17 Şubat 1994’te üç modelde seri üretim için sipariş alır. 1997 yılında Rafale M Ön Harekat Kabiliyeti (Initial operating capability) kazanır. Başta 250 adet üretilmesi planlanan Rafale, bütçe kesintileri nedeniyle Fransa için 180 adet (Hava Kuvvetleri için 63 Rafale B ve 69 Rafale C, Donanma için 48 Rafale M) üretilir. Kabiliyet olarak rakiplerine göre üstün bir uçak olmasına rağmen hiçbir zaman istenen ticari başarıyı sağlayamaz. Bunda ekonomik sebepler kadar Fransa’nın eski politik gücünün kalmamasının da muhakkak etkisi olduğunu söyleyebiliriz.

16 Şubat 2015 yılında Mısır 24 adet (8 adet tek kişilik Rafale EM ve 16 adet çift kişilik Rafale DM) Rafale için ilk uluslararası siparişi verir. Bunu 30 Nisan 2015 de Katar’ın 24 adet Rafale DQ/EQ siparişi takip eder. Katar daha sonra 12 adet daha ek uçak siparişi verir. 23 Eylül 2016’da Hindistan 36 adet Rafale DH/EH siparişi verir. Son olarak geçtiğimiz aylarda Doğu Akdeniz’de artan gerginliğin ve siyasi kazanım nedeniyle Yunanistan 18 adet Rafale tedarik etmek için Fransa’ya siparişte bulunur. Acil ihtiyaç kapsamında geçilen bu siparişle 12 adet Rafale Fransız Hava Kuvvetlerinden, Yunan Hava Kuvvetlerine kaydırılması ve geri kalan 6 uçağın ise yeni üretim olması planlanmaktadır.

Rafale’in geliştirme-imalat ve üretim süreçlerine kısaca göz attıktan sonra asıl önemli noktaya uçağın tasarımına ve kabiliyetlerine değinelim.

Rafale, kanarta sahip delta kanatlı çift motorlu yüksek güç-ağırlık oranına sahip bir uçaktır. Bu tasarım, yüksek hücum açılarında bile kıvraklığını kaybetmeden uçuşunu gerçekleştirmesine imkân verir. Radar kesit alanının azaltmak için hava alıkları özel olarak tasarlanmıştır. Üretiminde yoğun olarak kullanılan kompozit malzemeler ve kanopinin kaplaması radar izini azaltmaktadır. Fırlatma sandalyesi F-16’da olduğu gibi pilotun G direncini arttırmak için 29° geriye yatıktır. Bu sayede kalp ile beyin arasındaki yükseklik farkı azaltılmış olmaktadır. Gene F-16’da olduğu gibi fly-by-wire sistemiyle çalışan lövye pilotun bacakları arasında değil kokpitin sağ tarafına yerleştirilmiştir. Sol tarafta ise Hands on Throttle and Stick (HOTAS) sistemi vardır. Bu sistem sayesinde pilot hem gaz kolu olarak motoru kontrol ederken hem de üstündeki tuşlar yardımıyla elini koldan çekmeden aviyonikleri ve silah sistemlerini kontrol edebilmektedir. Kokpit tasarımında uçuş esnasında pilotun iş yükünü azaltmaya büyük önem verilmiştir. Yüksek düzeyde dijitalleştirilmiş kokpitin özellikleri arasında, pilotun birçok kontrole erişimini basitleştiren ve bir dizi işlevin sesli komutlarla kontrol edilmesine olanak tanıyan bütünleşmiş bir DVI (Direct Voice Input/doğrudan ses girişi) sistemi bulunmaktadır. DVI, radyo iletişimini, karşı önlem sistemlerini, silahları, radar modlarının seçimini ve seyir işlevlerini kontrol etme yeteneğine sahiptir. Kokpitte geniş açılı (30° x 20°) baş üstü ekranı (HUD) ile baş seviyesi ekranı (Head-Level Display-HLD) bulunmaktadır. HLD konum itibariyle HUD’ın hemen altındadır. Pilot başını eğmeden sadece göz hareketleriyle iki ekran arasında geçiş sağlayabilir. Ayrıca iki adet çok fonksiyonlu dokunmatik ekran (MFD) ile pilot uçağın tüm sistemlerini kontrol edebilir ve sensörlerden gelen bilgilere ulaşabilir.

Bu sensörlerin en önemlisi hiç kuşkusuz RBE2-AA AESA (Active electronically scanned array – Aktif faz dizinli radar) radarıdır. Mevcut RBE2-AA radarında GaAs (Galyum arsenit) T/R (gönderme/alma) modülü kullanılmaktadır. Radar 140° tarama yapabilmekte ve menzili 200 km.’nin üstündedir. Radarın yüksek çıkış gücü ve uzun menzili Rafale’e Meteor gibi uzun menzilli havadan-havaya füzeleri kullanma kabiliyetini kazandırmıştır. Hareket eden bir anten yerine T/R modülleri elektronik olarak birbirinden bağımsız olarak yönlendirilmektedir ve bu sayede radar aynı anda birden fazla modda çalışabilmektedir. Hava hedeflerini ararken ve takip ederken aynı anda alçak uçuş için arazi takibi yapabilir. Navigasyon ve hedefleme için yüksek çözünürlüklü yer haritaları oluşturabilir. AESA radarların bir diğer özelliği de uçağın mevcut dahili Elektronik Harp (EW) sistemi SPECTRA (Self-Protection Equipment to Counter Threats for Aircraft) ile çalışabilme kabiliyetidir.

SPECTRA, Rafale’e en son hava ve kara tehditlerine karşı olağanüstü beka kabiliyeti sağlar. Uçaktaki diğer sistemlerle tam entegredir ve düşman radarlarına, füzelerine ve lazerlere karşı çoklu spektral tehdit uyarı özelliği sağlar. Uzun menzilden tehditleri tespit ve teşhis ederek pilota zamanında bu tehditlere karşı önlem alma imkânı verir. SPECTRA sensörleri sayesinde hedeflerin ve tehditlerin yüksek hassasiyetle açısal konumunu tespit edebilir. Bu özellik iki nedenle çok önemlidir. İlk olarak, uçağın aktif sensörleri yani radarı kapalıyken, pasif olarak düşman unsurlarını çok uzak mesafelerden tespit ve teşhis edebilmektedir. Bu kabiliyet sayesinde düşman tarafından uçağın tespit edilme ihtimali azaltılmış olur. İkinci kritik kazanım ise pilota tamamen pasif durumsal farkındalık yeteneği kazandırmasıdır. Uçağın taktik durumunun belirlenmesine önemli ölçüde katkı sağlar ve doğru tehdit konumunu mürettebata bildirerek onlara operasyonel avantaj sağlar. Güçlü elektronik alıcıları sayesinde sistem sadece RWR (Radar uyarı alıcı/ Radar Warning Receiver) olarak çalışmaz. Ayrıca uçağa ESM (Electronic Support Measure/Elektronik destek önlemleri) imkânı verir. Yayının gücüne bağlı olarak 250 km. mesafeden 1°lik hassasiyetle coğrafi konumunu tespit edebilmektedir. Bu Rafale ek bir pod taşımadan ELINT/SIGINT (Electronic intelligence and Signal intelligence) kabiliyeti kazandırmıştır. Tespit ettiği yayınları karıştırmak için uçakta üç adet AESA anteni vardır. Bunlar kuyrukta ve kanartların gövdeyle birleştiği yerdedir. Her bir anten 120° kapsama alanına sahiptir. DRFM (Digital Radio Frequency Memory) özelliği sayesinde etkili bir karıştırma yapabilmektedir. Kendisine atılan füzeleri tespit etmek için kuyrukta iki adet IR füze ikaz alıcısı bulunmaktadır. Ayrıca lazer ikaz sistemi de uçakta mevcuttur. Sensörlerden gelen birleştirilmiş veriler, kokpitte görüntülenebilen silah sisteminde tehdit izleri oluşturur. Bu izler, savunma bastırma rolünde tehditleri hedef almak için kullanılabilir. Tüm sensor paketlerinden alınan veriler ve sinyaller, yerleşik tehdit kütüphanesindeki verilerle karşılaştırılır. Merkezi bilgisayar bu karşılaştırmaya dayalı olarak ilgili karşı önlemleri otomatik olarak devreye sokar. Radar frekanslarını karıştırmak için sinyaller aktif faz dizinli antenler aracılığıyla iletilir. Bu gelişmiş teknolojinin kullanılması, sinyal bozucu sinyalin ihtiyaç duyulan sektörde yoğunlaşmasını sağlar. Bu yalnızca karıştırmanın etkinliğini artırmakla kalmaz, aynı zamanda düşmanın kendi sensörleri tarafından karıştırmanın tespiti olasılığını da azaltır.

FSO (Front Sector Optronics) sistemi tamamen uçağa entegre edilmiştir. Sistem, Rafale’e hava, deniz ve yer hedeflerini pasif olarak uzun menzilden algılama, teşhis etme, yüksek çözünürlüklü açısal takip ve lazer ile mesafe hesaplama imkânı sağlar. FSO herhangi bir radyasyon yaymaz ve karıştırmaya karşı duyarsızdır. Uçağın navigasyon ve saldırı sistemine entegre olarak, taktik bilgi ve hedefe angajman imkânı sağlar. FSO iki ayrı optik sistemden oluşur. İlki IRST (Infra-red search and track) ve diğeri TV-Laser Rangefinderdır. IRST ile 100 km.’den fazla bir mesafede hava hedeflerinin teşhisi ve takibini yapılabilmektedir.

Sahip Olduğu Gelişmiş Silah Sistemleri

Rafale 14 adet salana (Rafale M'de 13 adet) sahiptir. Bunların beşi ağır yük ve yakıt deposu taşımaya uygundur. Harici yük kapasitesi dokuz tondan (20.000 lb.) fazladır. Tabi ilk nesil olan Rafael teslimatları F1 standardındaydı, bunlar önleme görevleri için sadece havadan havaya mühimmatlar ile donatılabilmekteydi. Havadan karaya operasyonları için herhangi bir mühimmat ve füze faydalı yükü yoktu. Daha sonraki teslimatlar hem havada havaya hem de havadan yere görevleri icra etmesi için uçaklar F2 standardına yükseltildi. İlk F2 standardı Rafale M, Mayıs 2006'da Fransız Donanması'na teslim edildi. 2008'den itibaren, Rafale teslimatları nükleer yetenekli F3 standardında yapılmaya başlandı ve daha önceki F1 ve F2 standartlarında olan tüm uçaklar, F3 standartlarına yükseltildi. F3 standardı ile Rafale tam anlamıyla çok rollü bir uçağa evrilirken, Dassault bunu “Omni-Role” olarak tanımlamakta. Artık Rafale ASMP-A ile nükleer saldırı füzesi, Reco NG keşif podu ve Exocet gemisavar füzesi taşıyabilecek kabiliyete erişirken, günümüzde uçaklar, F3-R standardına yükseltilmiştir. Bu Rafale F3 standardının evrimi ile uçağın çok yönlülüğü daha da güçlendirilmiştir.

Hava Kuvvetleri ve Donanma envanterindeki Rafale uçaklarının taşıdığı mühimmat,füze ve faydalı yükleri yakından incelersek, çok yönlülüğünü kanıtlayan hangi kabiliyetlere sahip olduğunu daha iyi anlayabiliriz. Buna göre;

-        MBDA tarafından üretilen Meteor uzun menzilli havadan havaya füzesi. Gelişmiş bir aktif radar arayıcı tarafından yönlendirilen Meteor çevik hızlı jetlerden, küçük İnsansız Hava Araçlarına ve seyir füzelerine kadar çok çeşitli hedefleri imha edebilir. Yüksek performanslı bu füze, Rafale uçaklarının sahip olduğu AESA radarı sayesinde maksimum performansıyla kullanılabilmekte.

-        Safran AASM Havadan Karaya Modüler Silahın lazer güdümlü versiyonu. INS/GPS güdüm sistemine ek olarak eklenen lazer ve IR güdüm kiti sayesinde uzun mesafelerden hassas şekilde hareketli hedeflerin dahi vurulması sağlanmıştır.

-        Thales Talios yeni nesil hedefleme podu. Mevcut Damocles hedefleme podunun özelliklerine ek olarak daha yüksek irtifa ve menzilden gündüz veya gece operasyon yapma kabiliyeti, sahne eşleştirme ve hareketli hedeflerin otomatik tespiti ve takibi özellikleri eklenmiştir.

-        F3-R ayrıca, sensörlerin ve bunların birlikte çalışabilirliğini sağlayan alt sistemler ile yazılımın yükseltilmesini de içerir. F3-R, mevcut standart ile karşılaştırıldığında insan-makine ara yüzünden farklı ve daha gelişmiştir.

-        Dikkate değer başka bir gelişmede, AGCAS (Automatic Ground Collision Avoidance System /otomatik zemin çarpışması kaçınma sistemi)’dir. Pilot durumsal farkındalığını kaybeder ve oryantasyon bozukluğu yaşarsa uçaktaki "panik düğmesine” basması yeterlidir. Rafale otomatik olarak kanatlarını ufuk çizgisine hizalar ve uçakla beraber pilotu kurtarır.

Mevcut F3-R standardı ile Rafale uzun mesafelerden düşman hava savunmasına ya da hava unsurlarına yaklaşmadan saldırı yapma kabiliyetine de sahiptir. Sahip olduğu RBE2-AA AESA radarı ve pasif sensörleri sayesinde rakipleri henüz onu tespit edemeden 100 km’nin üzerinde bir menzilden Meteor füzesi ile onlara angaje olabilir. Bu füzeler ile kısa menzilli Magic II IR güdümlü füzeleri ve orta menzilli MICA füzelerini taşıyabilir. MICA’ların hem radar hem de IR güdümlü versiyonları vardır. Kara hedeflerine karşı 500lb’lik GBU-12 Paveway II, 2,000lb’lik GBU-24 Paveway III ve AASM (Armement Air Sol Modulaire) akıllı mühimmat ailesinin AASM-GPS (SBU-38), AASM-Lazer (SBU-54) ve AASM-Infrared (SBU-64) varyantlarını taşıyabilir. 560 km menzilli SCALP EG seyir füzesi ile düşman hedeflerine derin saldırılar yapabilir. Gelişmiş ESM kabiliyeti ile düşman gemileri tarafından tespit edilmeden AM39 Exocet gemisavar füzesi ile onlara saldırabilir. Elbette Fransa’nın sahip olduğu nükleer silahların bir parçası olan ASMP-A (Air-Sol Moyenne Portée/Medium-range air to surface missile) ile 500 km’den fazla bir menzilden nükleer saldırı da gerçekleştirebilir.

Tüm bu kabiliyetlere ek olarak 14 Ocak 2019’da 2 milyar € değerinde mevcut uçakların yeni F4 standardına çıkarılması için sözleşme imzalanmıştır. F4 standardı şunları içerecektir; iyileştirilmiş radar kapasitesi, yeni kaska monteli hedefleme sistemi, 16.680lb sınıfındaki Safran M88 motoru için yeni kontrol sistemi ASMP-A'nın güncellenmiş sürümleri, gelişmiş SCALP ve MICA NG füzeleri ile yeni nesil 1.000 kg (2.200 lb)’lık AASM hassas güdümlü mühimmatları taşıma kabiliyeti. F4 standardının tamamı 2024'ten itibaren faaliyete geçecektir. Geliştirmenin bazı komponentleri 2022’den itibaren kullanılmaya başlanacaktır.

Sonuç

Rafale gelişmiş radarı, elektronik harp ve öz savunma sistemleriyle öne çıkmaktadır. Yüksek muharebe yarı çapı ile taşıyabildiği gelişmiş silahlar da buna eklenince 4. nesil uçaklar arasında en başarılılarından biri olarak ortaya çıkıyor. Son yıllara kadar Fransa dışında kullanılmayan Rafale, Mısır ve Yunanistan’ın tedarik kararıyla Doğu Akdeniz’de bir anda karşımızda bulduğumuz çok dişli bir rakip haline geldi. Her iki ülkede sayıca az almalarına rağmen Rafale mevcut yetenekleri ile bölgede bir oyun bozan olabilir. İran-Irak savaşında İran F-14A’larının üstlendiği görevi unutmamak gerek. Güçlü AWG-9 radarları ve uzun menzilli AIM-54 füzeleri ile Irak Hava Kuvvetleri’ne ciddi kayıplar verdirmişti. Karıştırmaya karşı dirençli, uzun menzilli radarları ve uzun menzilli füzeleri ile Irak uçaklarına, onlar daha hedef olduklarını fark etmeden saldırma imkânı tanıyordu. İran saldırı paketlerini koruyup onlara yol açıyorlardı. Benzer bir durum Rafale içinde geçerli olabilir. RBE2-AA ve Meteor ikilisi, uçağın elektronik harp ve pasif sensörlerinin gücü ile birleştiğinde sayıca az olmalarına rağmen hasımlarına karşı büyük bir kabiliyet artışı sağlayabilir. Bu tehditte karşı hava resmine hâkim olmak önem kazanacaktır. Havadan erken ihbar ve komuta kontrol uçakları ve yerdeki uzun menzilli 3D radarlar vasıtasıyla elde edilen veriler işlendikten sonra Link-16 vasıtasıyla havadaki uçaklara aktarılmalı, kendi radar menzilleri dışında kalan tehditlerden haberdar olmalıdır. Rakibin güçlü radar kapasitesi, uçakların kendi elektronik harp kabiliyetlerinin arttırılması kadar onlara eşlik edecek elektronik harp uçaklarına olan ihtiyacı da arttıracaktır. Milli imkanlarla geliştirilen havadan havaya mühimmatların önemi de bir o kadar ön plana çıkacaktır. Füzenin arayıcı başlığı, uçuş ve saldırı parametreleri rakip için bir bilinmez olacak, buna karşı önlem almaları zorlaşacaktır. Mevcut filomuzun kabiliyetlerini arttırırken rakipler için sürpriz etkisi yaratacak imkanları geliştirmeye devam etmeliyiz. Unutulmamalıdır ki yetkin ve tecrübeli kullanıcı olmadan modern savaş araçlarının tek başlarına bir önemi yoktur…