EN TR

Röportaj

`HAVELSAN Diyalog` Yüksek Güvenlikli Video Konferans Sistemi

HAVELSAN Genel Müdürü Ahmet Hamdi ATALAY ile Yeni Tip Koronavirüs salgını nedeniyle tüm dünyada alınan tedbirler kapsamında HAVELSAN`ın şirket içinde aldığı önlemleri, tedbirlerin üretim süreçlerine etkisini, yeni çalışma düzeninde iş verimliliğini, savunma sanayinin sağlık sektörüne verdiği kritik teknoloji desteğini, yeni iş fırsatlarıyla, siber güvenlik, yapay zekâ, büyük veri, otonom sürücüsüz araçlar ve daha fazlasını konuştuk...

Issue 99

Defence Turkey: İlk olarak 2019 son çeyreği içinde Çin’de ortaya çıkan, mart ayı itibariyle dünya genelinde 190’dan fazla ülkeye yayılan ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından 11 Mart 2020 tarihinde pandemi olarak ilan edilen Yeni Koronavirus (COVID-19) salgını günlük hayatımızda ve iş hayatında çok köklü değişikliklere yol açtı. Sektörler doğal olarak bu durumdan etkileniyorlar ve tabii ki sağlık sektörüne yönelik çok önemli yatırım hayata geçmeye başladı. HAVELSAN’ın bu süreçte, COVID-19 salgını ile ilgili aldığı önlemler, çalışmalar ve devam eden uygulamalar hakkında bilgi alarak söyleşimize başlayabilir miyiz?

Ahmet Hamdi ATALAY: HAVELSAN olarak bu alandaki ilk aksiyon alan şirketlerden biriyiz. Bizim çok iyi işleyen bir işçi sağlığı ve iş güvenliği kurulumuz var. Bu arkadaşlar ve o kurulla birlikte çalışan sağlık birimimiz var, doktorumuz ve psikoloğumuz var. O birimimiz ile iş sağlığı ve iş güvenliği biriniz çok yakın bir çalışma halinde, daha bu işin en başından beri sürekli bir durum değerlendirmeleri yapıp bana ve icra kuruluna raporlar sunuyorlar ve yaklaşık 4 hafta önce artık günlük hayatımıza doğrudan etki edecek birtakım aksiyonlar almamız gerektiği şeklinde icra kurulunda bir görüş oluştu. Çalışanlarımız henüz çok şükür bugüne kadar bizde en ufak bir sağlık problemi olmamasına rağmen basından çevreden duyduklarınızdan etkilenen çalışanlarımız tedirgin oluyordu. Bunun üzerine ciddi bir şekilde bu konuyu oturduk değerlendirdik, birkaç saat süren, bütün yöneticilerimizin katıldığı geniş bir icra kurulu toplantısı yaptık. İlk defa o hafta içerisinde, bir sonraki haftayı içine katmadan bir çalışma molası verdik. Müşterilerimize taahhüdümüz olan acil konular ya da çeşitli idari işlemler, devletimize yönelik birtakım sorumluluklarımızı yerine getirmesi gereken çalışanlarımız ve yöneticilerimiz hariç, bütün çalışanlarımızı bir hafta izne çıkardık. Bu 4 hafta önceydi ve o süreç içinde, o dinlenme süreci veya ara verme sürecinde de çalışanlarımızdan yalnız acil dediğimiz işleri yapmak üzere yaklaşık %30’u çalışıyordu. Kalan %65-70 civarındaki kısmı ise izin sürecine tabi tutuldu. Kalan %30 ve yöneticilerle birlikte bir hafta boyunca hem acil işlerimizi yürüttük hem de sonrası için planlamalar yaptık, oldukça kapsamlı çalışmalar yürüttük. Bu çalışmaların bir kısmı teknik bir kısmı ise organizasyonel çalışmalardı. Pandemiye karşı alınacak hijyen tedbirleri veya önlemlere ilişkin çalışmalar yürüttük. Bir plan ortaya koyduk o gün bugündür de bu planımızı uyguluyoruz.

Şu anda çalışanlarımızın %90’ı faal olarak çalışıyor ama bunların sadece %30’u işyerine gelerek çalışmalarını yürütüyorlar. Başta ben olmak üzere, bütün HAVELSAN yöneticileri şirkete geliyor, bazıları da dönüşümlü geliyorlar. Geri kalanlar için de şöyle bir metot uyguladık, geri kalanların içinde kronik hastalığı olanlar var, bunlar kamuda idari izinli sayılıyor. Biz de onlara siz evden çalışın dedik. Onun dışında yaptığı işin niteliği dolayısıyla şirkete gelmesi gerekmeyen, yani teknolojik olarak dışarıdan yapılabilir işler için, evden ya da uzaktan çalışma altyapısı hazırladık, o teknolojiyi kullanarak güvenlik ya da başka nedenlerle bir fiil şirkette çalışması gerekmeyenleri, evden ya da uzaktan çalıştırır olduk ki bu çalışanları sayısı da oldukça yüksek. Kalanların bir kısmı zaten müşteri ortamında çalışıyordu onların sayısını azalttık. Biraz önce belirttiğim gibi çalışanlarımızın da yaklaşık %30’lık kısmı şirkete gelerek çalıştı. Bunun dışında şirket içinde çalışan sayısını minimum tutmak için işe gelenlerin yaklaşık %10’luk kısmı da dönüşümlü olarak izin kullanıyor. Bu arkadaşlar işe gelmiyor, uzaktan da çalışmıyor ama daha sonra çalışmadıkları zamanları telafi edecekleri bir metot yürütülüyor. Bu kurduğumuz yapı, organizasyon ve teknolojik altyapı ile birlikte HAVELSAN’da %90 oranında çalışıyor.

Defence Turkey: COVID-19 nedeniyle yaşanan olağan dışı ortamda HAVELSAN’ın 2020 yılına ilişkin faaliyet planında herhangi bir değişiklik söz konusu oldu mu?

Ahmet Hamdi ATALAY: Şu anda olmadı bu durumu da şu vesileyle ölçmeye çalışıyoruz. Bunun önemli de bir teknolojik altyapısı var geçtiğimiz 4 hafta içinde çok önemli teknolojik çalışmalar da yaptık. Öncelikle uzaktan çalışabilme konusuna ağırlık verdik. Uzak çalışma sırasında, organizasyonel olarak işin atamalarının yapılması ve atanan işlerde yapılan işin performansını ve kalitesini ölçmek için teknolojik bir altyapı oluşturduk. Dolayısıyla bir arkadaşımız evinden çalışırken mi? yoksa uzaktan çalışırken mi? daha verimli onu da ölçebiliyoruz. Ön veriler şunu gösteriyor ki evden çalışmak işten çalışmaktan daha verimli gözüküyor. Eğer öyle ise %90 zaten çalışıyoruz, verimimiz de eskiye göre %10 arttıysa bu şu demektir hiçbir işimizi aksatmadan daha önce planladığımız şekilde devam edebiliyoruz bu modelle. Bu nedenle şu ana kadar planlarımızda hiçbir değişiklik yapmadık, sonuçlar netleştikçe bundan sonra da yapıp yapmamaya da karar vereceğiz.  

Defence Turkey: Bu salgın sürecinde, tüm yavaşlamalara rağmen, Hızır Reis denizaltısının Savaş Yönetim ve Komuta Kontrol sistemlerini yakın zamanda Gölcük Tersane Komutanlığına, teslim ettiniz. Bu salgın döneminde, yeni sözleşme ve sevkiyat süreçlerinin nasıl yönetildiği konusunda bize neler söyleyebilirsiniz?  

Ahmet Hamdi ATALAY: Açıkçası planlanan işler, planlandığı şekliyle devam ediyor. Denizaltı Savaş Yönetim sistemi tamamladık. Aynı şekilde Türk Hava Yolları için ürettiğimiz bir Airbus Pilot Eğitim Simülatörü var, onu da yakında teslim ediyor olacağız. Üretimimiz, projelerimiz ve yeni sözleşmelerimiz devam ediyor. Eskiden çok sayıda toplantı yapıyorduk onu fark ettik. Şimdi bu toplantıları video konferans yöntemiyle gerçekleştiriyoruz. Zamandan ve Mekândan bağımsız bir araya gelebiliyoruz. Bununla beraber, video konferans sisteminin yerli versiyonunu geliştiriyoruz. Kendi konferans sistemimizi kullanıyoruz beta sürümü olarak ve bu vesileyle bazı kurumlara da bu sistemi öneriyoruz. Bu aslında açık kaynak bir ürün. Biz bu açık kod kaynaklı sistemin üzerine performans iyileştirmesi ve güvenlik zafiyetlerini güçlendiren ek bazı işlemler gerçekleştirdik ve çok kısa sürede yaklaşık 1 haftada ürün haline getirildi. Bu video konferans sistemi, bulut tabanlı değil kendi tesislerimizde çalışıyor, dolayısıyla verileriniz herhangi başka bir yere gitmiyor. Web tabanlı olduğu için herhangi bir program kurmanıza da gerek yok. Dolayısıyla bu zor şartlarda hem kendi ihtiyaçlarımızı karşılamak hem de başka kurum veya kişilerin uzaktan çalışma ihtiyaçlarını karşılamak için oluşturduğumuz bu altyapıyı bir ürün paketi haline getiriyoruz ve ticari olarak da kullanıma sunacağız. Bu bir sürü yeteneği içinde barındıran bir paket (dosya paylaşımı, veri paylaşımı ve performans ölçümü vs.) içerisinde çeşitli araçlar var. Bunu da ilk defa sizinle paylaşıyoruz. Biz şu anda bu ürüne proje olarak Uzaktan Çalışma Platformu diyoruz henüz ticari bir isim koymadık. (HAVELSAN “Diyalog” adı verilen video konferans sistemi mayıs ayında tüm platformlarda ticari olarak kullanıma alındı)

Defence Turkey: HAVELSAN aynı zamanda Umman, Katar, Kuveyt, Malezya ve Pakistan’da şirketleri ve ofisleri olan bir şirket konumunda. COVID-19 nedeniyle yaşanan olağan dışı ortamda yurt dışındaki şirketleriniz ve ofislerinizle gerçekleştirdiğiniz proje ve faaliyetlerde herhangi bir aksama veya gecikme söz konusu mu?

Ahmet Hamdi ATALAY: Bahsi geçen ülkelerde ofislerimiz ve bir fiil çalışanlarımız var, onun dışında Asya-Pasifik bölgesinde de iş fırsatları kovalıyoruz, Afrika'da ve dünyanın çeşitli ülkelerinde yürütülen projelerimiz var. Bu ülkelerde doğal olarak bu süreçten etkilendi. Biz oraya gidemiyoruz, oradakiler buraya gelemiyor. Malzeme, ekipman vs. bir şey gönderemiyoruz, dolayısıyla doğal olarak bir gecikme yaşanıyor. Her ne kadar zamansal olrak bir gecikme olsa da oradaki fırsatlarımız kaybolmuş değil. Bizi zamansal gecikmeden ziyade, işlerimizi rakiplerimize kaptırmak korkutur. Ancak öyle bir tehdit durumu söz konusu değil, şu anda işler donmuş durumda. Biz de bunu avantaja çevirmeye çalışıyoruz. Bu vesileyle şunu belirteyim, COVID-19 salgını ile mücadele için gerekli olan bazı ürünler, bizler içinde fırsat oluşturmaya başladı. Bu süreçte yurt dışından termal bir kamera temin ettik. Üzerine eklediğimiz birtakım yazılım ilaveleriyle o termal kamerayı, vücut ısısı ölçer olarak hem kendi tesisimizde hem de Türkiye'deki pek çok bakanlığın, kamu kurumlarının ve örneğin Ankara Şehir Hastanesi’nin güvenlik kapılarında kullanıma aldık. Sağlık Bakanlığı onaylı USHAŞ şirketi ile virüs tespit kitlerinin yurt dışına satılması içinde çalışıyoruz.

Defence Turkey: COVID-19 salgını birçok alanda olduğu gibi ihracat alanında da olumsuz etkilere yol açtı ve ticaret dünya ölçeğinde büyük darbe aldı. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre Türk Savunma ve Havacılık Sanayi ihracatında mart ayında önceki yıla kıyasla %49,8 oranında bir düşüş gerçekleştiğini görüyoruz. HAVELSAN’ın geride kalan üç aydaki ihracat performansını önceki yılda gerçekleştirilen rakamlarla kıyaslar mısınız? Potansiyel pazarların/müşterilerin de COVID-19 salgınından etkilendiği gerçeğinden hareketle Şirketin 2020 ihracat hedeflerini/rakamlarını güncellemesi söz konusu mu?

Ahmet Hamdi ATALAY: Bu süreçte ülkelerin öncelikleri değişti. Bugün kimse F-35 programını konuşmuyor, solunum cihazı üretimini konuşuyoruz. Dolayısıyla ülkelerin gündemi değişti, ihtiyaçları değişti. Ama bu durum önceki projelerin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor, sadece ötelenmesi söz konusu olabilir. O yüzden biz bu durumu çok da büyük bir tehdit ya da risk olarak görmüyoruz. O yüzden planlarımızı henüz revize etmedik, ama birtakım gecikmeler ve kaydırmaların olacağını da öngörüyoruz.

Defence Turkey: COVID-19’la birlikte ülkemizde E-ticaret satışlarında da ciddi artışlar yaşandı. Dolayısıyla, bilgi teknolojileri altyapısı ve siber güvenlik bu dönüşümün en önemli konulardan birisi haline dönüşmeye başladı. Türkiye’nin siber güvenlik mükemmeliyet merkezi olarak HAVELSAN, siber saldırıların tetiklendiği bu ortamda siber güvenlik konusunda ne gibi çalışmalar yürütüyor? Yurtiçinde kurumlardaki mevcut bilişim altyapısının daha da güçlenmesi ve desteklenmesine yönelik ne gibi çözümler sunuyorsunuz?

Ahmet Hamdi ATALAY: Siber güvenlik alanında müşterilerimize sunduğumuz çeşitli hizmetimiz var. Bunlardan bir tanesi, bilfiil müşterimizin ortamında, onların güvenliğini, bizim ekiplerimiz sağlıyor. Bazı kamu kurumlarının içerisinde de siber güvenlik uzmanlarımız var bilfiil o kurumun güvenliğini temin ediyorlar. Diğer yandan %100 yerli ve milli olarak kendi geliştirdiğimiz ürünlerimiz var. Müşterilerimize o ürünlerimiz ile de hizmet veriyoruz. Üçüncü hizmetimiz de bizim ürünlerimizin olmadığı alanlarda, piyasadaki mevcut yerli ya da yabancı ürünlerden oluşan siber güvenlik paketini müşterilerimize sunuyoruz. Ancak bunun dışında özellikle son dönemde, bu işin sosyal sorumluluk boyutunu da öne çıkartarak, herkese açık eğitimler vermeye başladık. Bunlar siber güvenlik alanında farkındalığı artırmaya yönelik eğitimler. İstiyoruz ki toplumda bu konuda bir farkındalık oluşsun, daha sonra bu farkındalık ile birlikte, bu konudaki uzmanlık ihtiyacına yönelik olarak özellikle gençlerimiz kendilerini geliştirsinler. Evde kal dönemi gündeme gelince benim ilk önerdiğim konulardan birisi buydu. Gençlerimiz evde kaldıkları bu dönemde kendilerini siber güvenlik alanında yetiştirebilirler, bütün dünyada yaklaşık 3 milyon civarında siber güvenlik uzmanı açığı olduğu tahmin ediliyor. Bunun Türkiye'ye düşen karşılığı minimum 30.000 civarında. Bu gençlerimiz için bir iş fırsatı demek. Bir sürü gencimiz işsiz diyoruz, bunun nedeni iş olmadığından değil gençlerimizin istenilen niteliklere sahip olmamasından kaynaklanıyor. İşte bu yüzden niteliklerinizi geliştirin, siber güvenlik konusunda kendinizi eğitin diyoruz. Bir başka konu ise Yapay Zekâ, şu an çok popüler, YZ daha fazla günlük hayatımızın içine girecek. Tabii bütün bunları yapabilmek için yazılım konusunda kendinizi geliştirin. Yazılımcı olmak için mutlaka Bilgisayar Mühendisliği bölümünden mezun olmak gerekmiyor, farklı branşlardan mezun olup, çok başarılı bir yazılımcı olanlar var. Dolayısıyla okuduğunuz branştan bağımsız olarak çok iyi bir yazılımcı olabilirsiniz. Ve bunun için gerekli olan bütün eğitim materyalleri internetle evinize kadar geliyor bu çok büyük bir fırsat.

Siber güvenlik dediğimizde 3 tane kritik komponent var. İnsan, teknoloji, işlem ve süreçlerden oluşan bu sac ayağının en zayıf halkası ise insan. Zincirin insan halkasını (yönetici, çalışan,uzman vs.) güçlendiremediğiniz sürece, teknoloji ile ya da sistemlerle bu problemi çözemezsiniz. İnsan boyutunda hem uzman açığı hem de farkındalık eksiği var ve bu konuda bir duyarsızlık da var. Eğer bu konuda insanımızın farkındalığı yeterli değilse HAVELSAN’ın yapabileceği hiçbir şey yok, diğer teknolojik imkanlar ve kabiliyetler bir yere kadar götürebilir.

Defence Turkey: Sağlık sistemine bu dönemde savunma sanayi firmalarımız da çok büyük destekler veriyorlar. HAVELSAN’ın bilişim alanındaki yazılım ve sistem çözümlerinin COVID-19 tedbirleri kapsamında sağlık alanında nasıl değerlendirildiği veya değerlendirilebileceği konusunda bir değerlendirmenizi alabilir miyiz? Örneğin HAVELSAN ATLASCARE Hastane Bilgi Yönetim Sistemi bu dönemde kullanıma girdi mi?

Ahmet Hamdi ATALAY: Biz bir bilişim firmasıyız, yazılım yoğun teknolojiler geliştiren bir firmayız. Bu teknolojiler Hayatın her alanında var ve giderek de sağlık alanında diğer alanlardan daha fazla kullanılıyor. Bir dönem Türkiye Cumhuriyeti bankacılık sektöründe bilişim teknolojilerini en iyi kullanan ülke olmuştu. Bankacılığın daha önce yaşadığı şeyi şimdi sağlık alanı yaşıyor. Bunu yaşadığımız pandemi döneminden bağımsız olarak söylüyorum. Şu an öyle bir noktaya geldik ki bilişim teknolojileri sayesinde hem teşhis hem tedavi hem de yönetim sistemleri daha verimli, daha düşük maliyetli ve daha kaliteli hale geldi. İşte hastane sağlık sistemlerinde de fiyat, kalite ve performansı sağlayabilmek için en önemli araç ve altyapı bilişim teknolojileri. Bunu bütün dünya daha yeni fark etti, Türkiye'de de çok iyi fark edilmiş vaziyette dolayısıyla bilişim teknolojileri hızla sağlık sektörüne adapte ediliyor. HBYS dediğimiz Hastane Bilgi Yönetim Sistemleri bunun önemli bir bölümünü oluşturuyor. Burada sağlık alanında çok büyük veri üretiliyor, 80 milyon insanın verisi toplanıyor. Bu çok büyük aynı zamanda da çok kıymetli bir veri, o yüzden artık çağımızın petrolü veri diyoruz. Şimdi bu verileri, Yapay Zekâ yardımıyla doğru analiz ederseniz pek çok hastalık türünün davranışlarını, coğrafi ya da demografik bağlamlarını veya dönemsel durumlarını görme imkânımız oluyor. Bu vesileyle bir bilişim teknoloji şirketi olarak HAVELSAN doğal olarak bu sektörün teknoloji sağlayıcısı konumundayız. Zaten HAVELSAN çok önceden Askeri Sağlık Otomasyon Sistemini (ASOS) kurmuştu. Biz onu sağlık bakanlığımızın da talebi ile şehir hastanelerine uygun hale getirdik ve bunun üzerine karar vericileri destekleyen Yapay Zekâ gibi birçok yeni teknolojileri de ekledik. Örneğin tansiyon hastası olan birine Doktor romatizma ilacı vermeye kalkarsa sistem buna müdahale ediyor. Buna hastane yönetim sistemi diyoruz ama aslında çok daha ötesinde bir sistem, İngilizce adı ATLASCARE, Türkçede ise ATLASÇARE diyoruz. ATLASCARE sistemimiz sağlık sektörüne ÇARE olacak. Dünyada olmayan ölçeklerde çok büyük hastanelerimiz var. Bu sistem büyük hastanelerin yönetiminde çok büyük görev üstlenecek. Onları yönetebilmek için de onlara uygun yazılım teknolojileri veya teknolojik altyapılar olması lazım. İki Hastanede şu an bu sistem kullanılıyor, daha da yaygınlaşacak.

Yazılım, kod yazmaktan ibaret bir şey değildir. Yazılım yazmak, duvarcı ustasının tuğla örmesi gibidir, bir bina yapmak için mimar tasarımını yapar, inşaat mühendisi hesap yapar, duvarcı ustası da duvarını örer. Bütün bu disiplinler bir araya gelince İnşaat ortaya çıkar, yazılımda da aynı böyledir, çok sayıda alt disiplin vardır. Dolayısıyla bu boyuttaki büyük hastanelerde, Sağlık sistemlerini yönetebilmeniz için bütün bu disiplinlerin işin içinde olduğu bir sistemden çıkacak ürünlere ihtiyacınız var. Türkiye'de bu alanda bir boşluk vardı, bizde o boşluğu doldurabilmek için sağlık bakanlığımızın yönlendirmesiyle bir ürün ortaya çıkardık. Yurtdışına bazı tekliflerimiz var, başka ülkelere de satmayı hedefliyoruz.

Bunun dışında bugüne yönelik başka ürünlerde geliştirmeye çalışıyoruz. Örneğin COVID-19 testleri pozitif çıkan hastalarımızın, etkileşimde bulundukları kişilerin yönetimine ilişkin bir çalışmamız mevcut. Sağlık bakanlığımızın bu konuda bir projesi mevcut, biz bu projeyi daha da etkili hale getirecek teknolojiler üzerinde çalışıyoruz. Tahlil sonucu pozitif çıkan vatandaşlarımızın belli bir süre öncesine kadar temas halinde olduğu herkesin profilini çıkartan, bir Network oluşturup bunu karar verici ile paylaşan bir çözüm üzerinde çalışıyoruz. Geriye dönük bu taramalar, şu anda sadece hastaların aileleri ve işyerlerinde çalıştığı kişilerle kısıtlı oysa ki bu yeni geliştirilecek sistem sayesinde, toplu taşıma araçlarında veya marketlerde yan yana geldikleri kişiler de belirlenebilecek. Bu alanda başka projelerimizde var. Sağlık bilişimi, bu süreçte bizim asli işlerimizden birisi haline geldi, bundan sonra bu alandaki faaliyetlerimizde giderek artacak.

Defence Turkey: HAVELSAN, Robotik ve Otonomi, Büyük Veri ve Yapay Zekâ, Güvenli Mobil İletişim ve Artırılmış Gerçeklik gibi kritik konularda deneyim sahibi çok büyük bir firma. Bu alanlarda devam eden teknoloji geliştirme çalışmalarında gelinen son durum üzerine bir değerlendirmenizi alabilir miyiz?

Ahmet Hamdi ATALAY: Bu yeni teknolojiler dediğimiz, bazı kesimler tarafından öldürücü teknolojiler olarak tanımlanan, Yapay Zekâ, Otonom sistemler, Büyük veri analizi, Artırılmış ve Sanal gerçeklik gibi alanlarda HAVELSAN faaliyet yürütüyor. HAVELSAN şansı da burada. Geçen yıl Almanya'da bir NATO toplantısına katıldık, toplantının konusu da bu öldürücü teknolojilerdi (Destructive Technologies). Toplantıda bize yeni geliştirilen silahları ve bombaları tanıtacaklarını düşünürken, bize Yapay Zekâ, büyük veri analizi ve artırılmış gerçekliği anlattılar. Bizim üzerinde çalıştığımız bu konular, NATO için öldürücü teknolojiler olarak sayılıyor. HAVELSAN olarak bu alanların tamamında faaliyet yürütüyoruz. Örneğin Yapay Zekâ alanında belki de Türkiye'nin en güçlü ekiplerinden birine sahibiz, 50 civarında çok uzman arkadaşımız çalışıyor. Bu ekip sadece Yapay Zekâ üzerine çalışıyor, bu alanda algoritma geliştiriyor. Bunun haricinde Yapay Zekâ türevleri üzerine çalışan yaklaşık 2000 personelimiz var. Bunların yaklaşık 1700-1800 adedi bilgisayar mühendislerinden oluşuyor. Dolayısıyla bu konu bizim temel faaliyet alanımız, daha önce bahsettiğim, Hastane Bilgi Yönetim Sistemine de Savunma alanındaki başka ürünlerimize de girdi veriyor. Bir diğer alan artırılmış/sanal gerçeklik. Biz sanal gerçeklik Platformu yapıyoruz. Bu konuda öncü olarak dünyada 2 tane firma var. Bunlardan bir tanesi de enteresandır ki Almanya'da bulunan bir Türk firması (Yerli kardeşler tarafından kurulan Crytek firması). Daha çok oyunlarda kullanılan görüntü üretme motoru (game engine) yapıyorlar. Tabii ki biz onlar gibi bir motor üretme iddiasında değiliz. Biz daha çok artırılmış gerçeklik sanal gerçeklik ve simülasyonlar da kullanılabilecek onun daha endüstriyel bir modelini geliştiriyoruz ve aynı zamanda sanal gerçeklik uygulamalarını üzerinde geliştirileceği bir altlık (framework) üretiyoruz. Şu anda sanal gerçeklikle ilgili çalışanların tamamı dünyada bir ya da iki firmanın ürettiği o frameworkleri kullanıyorlar. Üniversitelerde de böyle bir defa alışkanlık kazandıklarında bir daha vazgeçemiyorlar. Biz kendi yerli ve milli frameworkümüzü oluşturuyoruz, epey yol aldık, inşallah onu üniversitelerimiz ücretsiz vereceğiz, çocuklarımız onun üzerinde eğitim görecek. Böylece diğer o çokuluslu şirketlerin ürünlerine bağımlı olmayacaklar. Bizim 25 civarında üniversite ile teknik ve iş birliği anlaşmalarımız var. İstanbul'daki ekibimizin Gebze Teknik Üniversitesi ile bu alanda bir iş birliği var.

Otonom sistemler konusunda ise malum biz yazılımı şöyle tarif ediyoruz, mevcut veya yeni sistemlerin içine katılan akıldır. Yarı akıllı veya akılsız bir sistemi alıyorsunuz, onun içine birtakım fonksiyonlar ekliyorsunuz ve akıllı hale getiriyorsunuz. HAVELSAN’ın rolü tamda bu, sistemlere akıl katmak ve bunu da yazılım temelli ürünlerle yapıyoruz. İşte otomasyonda tam da bu akılla olabilen bir şey. Biz tabi bu konuda savunma alanında çalışıyoruz. Gerçi sürücüsüz bir otomobil çalışmamız da var. Ankara'da çeşitli yollarda şerit takip çalışmaları için test sürüşleri devam ediyor. Ancak bizim derdimiz, bir otomobili sürücüsüz hale getirmek değil. Savunma alanında Kara, deniz ve hava sistemlerinin insansız hale getirilmesine odaklanıyoruz. Otonom ve insansız sistemlerle otonom sistemlerin sürü halinde davranabileceği teknolojiler üstünde çalışıyoruz. Burada “sürü” kısmının altını çizmek istiyorum. Şu andaki mevcut sistemlerin pek çoğu tek başına görevi icra edebilen sistemler ancak yeni konsept sürü halinde hareket edebilmek biz de onun üzerinde çalışıyoruz. Örneğin bir zırhlı kara aracımız var KBRN (Kimyasal Biyolojik Radyolojik Nükleer) tehditler için geliştirilmiş. Bu saydığım konuların her biri ile ilgili özel bölümler var ve bu konuda uzmanlaşmış arkadaşlarımız var. Dünya bu konulara daha yeni adapte oluyor. Bu konuda ne kadar iyisiniz derseniz diğerleri kadar iyiyiz. Ne gerideyiz ne ilerideyiz En azından geri kalmamaya çalışıyoruz, yarıştan kopmamaya çalışıyoruz ama belli alanlarda da ipi göğüsleyebileceğimizden şüphemiz yok.

Defence Turkey: Halihazırda TSK ihtiyaçları kapsamında Kara, Deniz ve Hava kategorisinde aralarında ADVENT SYS, SGRS, REİS Sınıfı Denizaltı Savaş Yönetim Sistemi (SYS), TCG Anadolu LHD, İ-Sınıfı Fırkateyn, BARBAROS YÖM/MLU, PREVEZE MLU/YÖM ve MELTEM-III gibi birçok projede aktif olarak görev alıyor. Söz konusu projelerde COVID-19 salgını nedeniyle herhangi bir yavaşlama ve gecikme söz konusu mu? Bu dönemde devam eden askeri/savunma projelerinin COVID-19 salgının yol açtığı hasardan en az şekilde etkilenmesi maksadıyla ne gibi önlemler aldığınız ve devam eden uygulama ve çalışmalarınız hakkında okuyucularımızı/dinleyicilerimizi aydınlatır mısınız?

Ahmet Hamdi ATALAY: Şu ana kadarki gidişata bakarak şunu söyleyebiliriz ki, majör seviyede bir gecikme ön görmüyoruz. Birkaç günlük veya haftalık gecikmeler olabilir ama projeyi aylar veya yıllara sâri geciktirecek bir durum ortaya çıkmış değil. Eskiye göre tek fark, yüz yüze gelmeden çalışıyoruz. Telekonferans veya video konferans vasıtasıyla toplantılar devam ediyor. Hiçbir proje durmuş değil, hiçbir faaliyetimizde topyekûn bir aksama yok.

Defence Turkey: Bu bahsettiğimiz projelerle ilgili olarak 2020 yılına yönelik bize güzel haberler verebilecek misiniz?

Ahmet Hamdi ATALAY: Savunma projeleri ile ilgili olarak çok bir şey söylemek doğru olmaz. Bu bilgilendirmeler zaten Savunma Sanayii Başkanlığı tarafından yapılıyor. Ama tekrar şunu belirtmek istiyorum ki var olan, bilinen, planlanan projelerden herhangi bir sapma ön görmüyoruz. Ama uzaktan çalışma konusunda olduğu gibi, ihtiyacımızın oluştuğu konularda da çeşitli sürpriz ürünlerimiz olabilir. Şöyle bir örnek vereyim size kamuoyunun da bunu bilmesi lazım, COVID-19 salgını ilk başladığında bir Termal kamera krizi yaşandı. Biz de sahipleri Türk ama Almanya’da konuşlu bir firmayla, başka bir proje için, bu kameraların görüntü analizi üzerine zaten çalışıyorduk. Sonrasında salgın süreci başlayınca acaba bu termal kameraları burada kullanabilir miyiz diye düşündük. Kullanabileceğimiz ortaya çıktıktan sonra da o kameraları ilk önce kendi ihtiyacımız için daha sonra da Türk Silahlı Kuvvetlerin ve MSB’de bu ürünümüzden haberdar olanlara kullanım için verdik.  Şimdi rakam telaffuz etmeyeyim ama benzer kabiliyetli kameralar piyasada 3-4 katı fiyatına satılıyor. İlgilendiğimiz bir alan olmadığı için biz bunu bilmiyorduk. Biz bu kameraları o piyasadaki muadillerinin dörtte biri fiyatına, şu an yüzlerce kamu kuruma kurduk. Böylece bizim de vücut sıcaklığı ölçen bir termal kameramız oldu, onunla ilgili bir takım yazılım çalışmalarımız devam ediyor. Dolayısıyla şartların bizi yönlendirdiği farklı işlerimiz de oldu. Her dönemin kendi içerisinde fırsatları vardır. Buradaki maharet, o fırsatları bulup hayata geçirmektir. Ben ümitsizliğe kapılmamamız gerektiğini düşünüyorum. Tekrar söyleyeceğim ama çok kısa bir süre öncesine kadar HAVELSAN’ın evden ya da uzaktan çalışma gibi bir planı yoktu. Muhtemelen bana bunu, 6 ay önce getirip teklif etselerdi kabul etmezdim. Ama bugün ne söylüyoruz, belki de birkaç sene sonra HAVELSAN işlerinin önemli bir kısmını evden yapacak, ya da istihdam ettiğimiz çalışanlarımız başka bir şehirde olacak. Zamandan ve Mekândan bağımsız olan, Mesaiden bağımsız bambaşka bir iş modelinden bahsediyoruz. Bu kültür değişimini gerektiriyor, yeni organizasyon yapısı gerektiriyor, iş altyapısını değiştiriyor, buna uygun teknolojileri gerektiriyor. Bugün bir bakıma biz proof-of-concept yapıyoruz, test ediyoruz ve bugüne kadar iyi sonuçlarını da aldık. Belki bilfiil üretim yapmak zorunda olan, fabrikaya gitmek zorunda olan şirketler için bu çok kolay değil ama bizim için arkadaşlarımızın evinde herhangi bir makinadan sağladığımız güvenli bağlantıyla buradaki bilgisayarına bağlanarak evdeki bilgisayarı üzerinden çalışıyor.

Defence Turkey: Savunma sanayi çok önemli bir sektör olduğundan dolayı çoğu firma maalesef zamandan ve mekândan bağımsız olamıyor, çalışanların bilfiil orada olmaları gerekiyor. Bu altyapıyı diğer savunma sanayi firmalarına sunma konusunda herhangi bir çalışmanız mevcut mu?

Ahmet Hamdi ATALAY: Bununla ilgili bir ürün paket hazırlıyoruz. Bunu kullanmak isteyenlere ve ihtiyacı olanlara sunacağız. Bir sürü ürünü bir arada bulunduran bir paket, Video konferans sistemi bunlardan bir tanesi, güvenli haberleşme bunlardan bir tanesi. Bizim “İleti” diye bir ürünümüz var. Onun şu an hem desktop hem mobil versiyonunu yapıyoruz. Büyük çaplı verilerin paylaşımı için HVL-Drive diye bir paylaşım platformumuz var gene bu paketin bir parçası olacak. Bütün dünyada JIRA diye bilinen iş takip ve yönetme toolumuz var, onu bu sisteme entegre ediyoruz. Bunu siz kurumunuza kurduğumuz zaman artık nerede olduğunuzun fiziken hiçbir anlamı yok. Dolayısıyla bu dönem özellikle HAVELSAN gibi bilgi iletişim teknolojileri üzerine çalışan şirketler için çok büyük fırsatları da beraberinde barındırıyor.

Defence Turkey: Okuyucularımıza/Dinleyicilerimize bir mesaj olarak eklemek istediğiniz herhangi bir şey var mı?

Ahmet Hamdi ATALAY: HAVELSAN’da izolasyon ve hijyen kurallarını çok efektik bir şekilde uyguluyoruz. Bu konuda COVID-19 Eylem Planı diye adlandırılan kapsamlı bir dokümanımız da var. Bu dokümanı mart ayının sonunda hazırlamıştık, bunu çeşitli kurumlarımızla da paylaşıyoruz. Çünkü burada da bir know-how paylaşımına ihtiyaç var. Din, dil, ırk, ayrımı yapmayan bir salgın ile karşı karşıyayız, bütün insanlık burada yeni şeyler deneyimliyor. Bu işin uzmanları ne diyor, ellerinizi yıkayın, bir yere dokunduğunuzda eliniz yüzünüze sürmeyin, sosyal mesafeyi en azından insanlar arasındaki mesafeyi birkaç metrede tutun ve mümkünse evinizden çıkmayın, topluluklara karışmayın. Bizim bu kuralları büyük bir titizlikle uygulamamız lazım, biz bu kuralları uygulamakla sadece kendimizi korumuyoruz aynı zamanda başkalarını da korumuş oluyoruz, bizim topluma karşı böyle bir sorumluluğumuz var ve bu konularda bütün insanları duyarlı olmaya davet ediyorum.