EN TR

Makale

Türk Hava Kuvvetleri`nde F/RF-4E Phantom II

Issue 98

1948 yılında başlayan Marshall Yardımları ile Türk Hava Kuvvetleri Komutanlığının (Hv.K.K.) ihtiyaçları büyük oranda Amerikan Askeri Yardım Programı (MAP) ile karşılanmaya başlanmıştı. Türkiye'nin 1952 yılında Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO'ya) üye olması ile başta Amerika Birleşik Devletleri (ABD) olmak üzere diğer NATO ülkelerinden yardım ile büyük miktarlarda uçak alındı. 1960'lı yıllara gelindiğinde Hv.K.K.'nın bel kemiğini yardımlarla gelen F-84 Thunderstreak ve F-100 Super Sabre uçakları oluşturmaktaydı. Bu uçaklara ek olarak az miktarda F-5 Freedom Fighter ve F-104 Starfighter uçakları envanterde bulunmaktaydı. 1960 yılında Kıbrıs'ta başlayan sorunlar ve 1964'te adaya yapılan müdahaleden sonra Yunanistan ile tırmanan kriz nedeniyle 1970'lerin başından itibaren yeni, çok rollü savaş uçağı ihtiyacı doğdu.

1971 yılında Yunanistan'ın Peace Icarus Projesi ile 36 adet F-4E Phantom II siparişi, Hv.K.K. modern ve güçlü uçak ihtiyacının karşılanmasını ön plana çıkartmıştır. 1972 yılı şubat ayında ABD ile sözleşme görüşmeleri başlamış ve kısa sürede tamamlanarak aynı sene içinde Peace Diamond adlı proje yürürlüğe girmiştir. Finansmanı millî bütçeden karşılanan bu proje ile 40 adet F-4E Phantom II siparişi verilmiştir. Sipariş ile birlikte gerekli ikmal ve yedek parçaların, Eskişehir ve Erhaç/Malatya meydanlarındaki tesis destek ihtiyaçlarının karşılanması, personel seçimi ve eğitim planları yapılmıştır.

30 Ağustos 1974 tarihinde 73-1016 ve 73-1017 kuyruk numaralı iki F-4E Phantom II uçağının Amerikalı pilotlar ile 1'inci Ana Jet Üs Komutanlığına getirilmesiyle Türk havacılık tarihinde Phantom sayfası resmen açılmış ve gelen Phantom'lar, 113'üncü “Tayfun” Filo'da göreve başlamıştır.  F-4E Phantom II uçaklarının Türk semalarındaki ilk uçuşu “Tayfun” Filo Komutanı Hv. Plt. Kur. Kd. Bnb. Ergin Celasin ve Hv. Plt. Yzb. Ziya Alemdar tarafından 73-1016 numaralı uçak ile 2 Eylül 1974 tarihinde gerçekleştirilmiştir. Filo personeli 1975 yılı ortalarında harbe hazır olmuştur. F-4E Phantom II'lerin envantere girmesiyle Hv.K.K.'nda bulunmayan silah sistem subayı sınıfı kurulmuş ve 1976 yılında filo bünyesinde kurulan Şimşek Kıt'a, F-4E Phantom II silah sistem subaylarının harbe hazırlık eğitimlerini üstlenmiştir. 1974 yılında gelen 8 adet F-4E Phantom II uçağı 113'üncü Filo'ya tahsis edilmiştir. 1975 yılında gelen 32 adet uçağın 12 tanesi 113'üncü Filo'ya, kalan 20 tanesi ise 112'nci “Şeytan” Filo Komutanlığına verilmiştir. Peace Diamond II Projesi kapsamında ise toplamda 32 adet F-4E Phantom II ve 8 adet RF-4E Phantom II siparişi verilmiştir. Peace Diamond II Projesi'nin ilginç bir özelliği de fabrikada üretilen 5000’inci seri üretim F-4 Phantom II uçağının bu proje kapsamında Türk HvKK’ne 77-0290 kuyruk numarasıyla verilmesidir. Peace Diamond II Projesi ile 1978 yılının nisan ayından itibaren alınmaya başlanan uçaklar ile 172'nci “Şahin” Filo ve 111'inci “Panter” Filo modernize edilmiştir. 1974 yılında kurulan ilk F-4 filosu 113’üncü Filo Komutanlığı ise 3 Temmuz 1979 yılında kapanmıştır. Bunun yerine 1977 yılında ikinci defa kurulan 114’üncü Filo Komutanlığı 1979 yılında 113’üncü Filo Komutanlığı adını alarak Peace Diamond II kapsamında 1978-79 yılları arasında gelen 8 adet RF-4E Phantom II uçağı “yeni” 113’üncü Filo'ya tahsis edilmiştir. İlk kurulduğu 1974 yılında F-4E ile uçulurken kullanılan “Tayfun” filo çağrı adı envantere RF-4E uçaklarının girmesiyle “Işık” olarak değiştirilmiştir.

F-4E Phantom II uçaklarının gelmesiyle modern mühimmat kapsamında hava-yer amaçlı kullanılan TV güdümlü AGM-65A/B Maverick füzeleri, AN/AVQ-23 Pave Spike lazer hedefleme podu, lazer güdümlü 500 ve 2000 librelik GBU-10/12 Paveway I/II ve optik güdümlü 2000 librelik GBU-8 HOBOS bombaları envantere dahil edilmiştir. Bu sayede Türk Hava Kuvvetleri tarihinde ilk defa hava-yer hedeflerine karşı hassas taarruz kabiliyeti kazanmıştır. Bu modern mühimmatlara ek olarak hava-hava görevleri için de yarı-aktif güdümlü orta menzilli AIM-7E Sparrow, kısa menzilli kızılötesi (Infrared, IR) güdümlü AIM-9B/P Sidewinder serisi füzeler envantere girmiştir. Elektronik harp kabiliyetinin yükseltilmesi ve uçakların yer konuşlu radar güdümlü hava savunma füzelerine (SAM) karşı korunmaları için, zamanın etkili elektronik karıştırıcı (ECM) sistemlerinden ALQ-119 podları da envantere dahil edilmiştir. F4E Phantom II’lerin sahip oldukları, zamanının ileri teknoloji sistemi sayılan APQ-120 radarı sayesinde, her hava şartında, gece ve gündüz av-önleme görevlerini icra etme kabiliyeti kazanılmıştır. Böylece 112'nci ve 172'nci filolar her hava şartında av-önleme filosu olarak Sparrow ve Sidewinder tipi füzelerle görevlerine başlamışlardır.

Peace Diamond III Projesi kapsamında 1981 yılının temmuz ayından başlayarak Nisan 1984’e kadar ABD’deki Aircraft Maintenance and Regenaration Center (AMARC) adlı uçak deposundan 15 adet F-4E Phantom II uçağı daha tedarik edilmiştir. Peace Diamond III projesi ile alınan bu uçaklar, South East Asia (SEA) adlı kamuflajlı boyalı şekilde sahip 173’üncü Filo’ya tahsis edilmiştir.

Peace Diamond IV Projesi kapsamında ABD Hava Kuvvetleri’nin hizmet dışına çıkardığı 15 adet F-4E uçağı 1984–1985 yılları arasında alınmıştır. Bu uçaklar mevcut dört Phantom filosunun kaza-kırımlarda yaşadığı kayıplarının kapatılması için kullanılmıştır. 

Bu uçakları 1987 yılında Peace Diamond V Projesi ile ABD Ulusal Muhafızları’nın ihtiyatlarında bulunan 40 adet F-4E Phantom II’nin gelmesi takip etmiştir. Alınan uçaklar ile önce Konya'daki 3'üncü Ana Jet Üs Komutanlığında bulunan 131'inci “Ejder” Filo, ilerleyen yıllarda da 132'nci “Hançer” Filo modernize edilmiştir.

1991 yılında Irak’ı, işgal ettiği Kuveyt’ten çıkarmak için ABD öncülüğündeki koalisyon tarafından başlatılan Çöl Fırtınası Harekâtı’na verilen destek neticesinde ABD ve müttefiklerinden askerî yardımlar alınmıştır. Peace Diamond VI Projesi kapsamında ABD Ulusal Muhafızları’nın hizmet dışına çıkarmış olduğu 40 adet F-4E uçağı 1991-1992 yılları arasında teslim alınmıştır.

Doğu ve Batı Almanya’nın 1990 yılında birleşmesi ve Soğuk Savaş’ın sona ermesi sonucu Alman Hava Kuvvetleri’nde ihtiyaç fazlası haline gelen toplam 46 RF-4E, Kaan Projesi ile satın alınmıştır. Uçakların 12 adedi yedek parça kaynağı olarak alınırken, 34 adet RF-4E, teslim edilmeden önce Messerschmitt-Bölkow-Blohm (MBB) şirketi tarafından kapsamlı bir bakım, onarım ve iyileştirmeye tabi tutulmuştur. Modernizasyon kapsamında ayrıca uçakların AN/APQ-99 radarları, yeni geliştirilen ve Amerikan Hava Kuvvetleri’nin modernize ettiği kendi RF-4C’lerinde de o dönemde kullanılmaya başlanan AN/APG-172 radar sistemi ile değiştirilmiştir. 113'üncü ve 173'üncü filolara 1992 yılında başlayan teslimatlar 1994 yılında tamamlanmıştır. 1994 yılında Eskişehir'de Bora Kıt'a Komutanlığı kurularak Malatya’daki 173'üncü Filo'nun keşif rolüne dönüştürülmesi amacıyla RF-4E Harbe Hazırlık Eğitimi verilmiştir.

F-4E/2020 “Terminatör” Modernizasyonu

Prototipi ilk defa 1958 yılında uçan ve 1960’lı yılların teknolojisini temsil eden Phantom'ların standart APQ-120 radar sistemi ile, hava-hava görevlerini 80’li yılların ortalarına kadar en iyi şekilde icra edilmiştir. Ancak 90’lı yıllara gelindiğinde, Türk Hava Kuvvetlerindeki mevcut F-4E Phantom II uçakları hem gövde ömrü hem de uçuş saati oranları bakımından yüksek değerlere ulaşmışlar, geçen zaman içinde teknolojik olarak çağın gerisinde kalarak güncel ihtiyaç ve tehditlere cevap veremez hale gelmişlerdi. Türkiye’nin bölgedeki güçlü askerî konumunu muhafaza etmesi ve caydırıcılığını arttırması için iki alternatifi bulunmaktaydı. Bu ihtiyaç doğrultusunda, ya eldeki eskiyen Phantom uçaklarını yeni tip bir çift motorlu bombardıman uçağı ile yenileyecek ya da bu göreve cevap verebilecek bir modernizasyon projesi ile mevcut F-4E Phantom II uçaklarının bir kısmını en az 20 sene daha kullanılacak şekilde modernize edecekti. Türkiye ekonomik nedenlerden dolayı modernizasyon opsiyonu üzerinde karar kılmıştır. Bu kararda, 30 yılda elde ettiği tecrübe ile eğitim, malzeme, materyal, bakım, idame, lojistik destek kabiliyeti de etkili olmuştur.

F-4E uçaklarının yapısal ve aviyonik modernizasyonu için başlatılan projeye Almanya’dan DASA ve İsrail’den IAI şirketleri tekliflerini sunmuştur. Alman çözümü, F-4E'nin AN/APQ-120 atış kontrol radarının, F/A-18 Hornet'te de kullanılan AN/APG-65 ile değiştirilmesini, yeni nesil aviyonik göstergeler, görev bilgisayarı, uçuş kontrol sistemi, seyrüsefer sistemi, MIL-STD-1553B veri yolu ile AIM-120 AMRAAM orta menzilli havadan havaya füze ateşleyebilme kabiliyetinin eklenmesini kapsıyordu. İsrail Hava Kuvvetleri için geliştirilen Kurnass 2000’i baz alan IAI çözümünde ise radarın ELTA üretimi EL/M-2032 ile değiştirilmesi, uçağa AN/ALQ-178[V]3 elektronik karşı tedbir sistemi, MXF-484 VHF/UHF telsiz, HOTAS uçuş kumanda sistemi, başüstü (HUD) gösterge, tümleşik INS/GPS seyrüsefer sistemi, AVTR uçuş video kayıt sistemi, renkli çok fonksiyonlu göstergeler (MFD), yeni görev bilgisayarı, MIL-STD-1553B veri yolu eklenmesini içermekteydi. Bunlara ilaveten uçaklara Popeye I havadan yere hassas güdümlü füze ateşleme ve ELTA EL/L-8225 elektronik harp podu taşıma kabiliyeti de eklenecekti.

Türkiye’nin olası bir EL/M-2032 radarı tercihinde maliyet avantajı kadar, teknoloji transferi konusunda siyasi açıdan ABD’den izin alma gereksiniminin söz konusu olmadığı bu radarı teknolojik ve operasyonel açıdan incelemeye almış ve performans olarak en az AN/APG-76 kadar başarılı olduğunu görmüştür. Türkiye IAI'nın teklifini kabul ederek modernize edilecek Türk Phantom'ları için ELTA ürünü EL/M-2032 radarı üzerinde karar kılınmıştır.

Teklif değerlendirme çalışmaları sonunda IAI ile 1997 yılında anlaşmaya varılmış ve şirket ile 632,5 milyon dolar tutarında bir sözleşme imzalanmıştır. Terminator olarak adlandırılan proje ile modernize edilecek uçakların tüm kablaj donanımı değişecek, yapılacak iyileştirme ve yenileme çalışmaları ile gövdeleri güçlendirilecekti. Yapılan anlaşmaya göre, 54 adet F-4E Phantom uçağının 26 adedi İsrail'de, geri kalan 28 adedi Türk Hava Kuvvetlerinin Eskişehir’de konuşlu 1'inci Hava İkmal ve Bakım Merkezinde modernizasyona tabi tutulacaktı. Anlaşmaya göre İsrail’in, modernizasyonun 28 uçağını kapsayan Türkiye bölümü için gerekli gövde ve aviyonik modernizasyon kitlerini sağlaması, Türk mühendislerine aviyonik entegrasyon eğitimi verilmesi, entegrasyon için bir Sistem Entegrasyon Laboratuvarının (SEL) kurulması ve bu laboratuvarın daha sonra Eskişehir’e transfer edilmesini kapsıyordu. Proje dahilinde İsrail’in sağladığı bu teknoloji transferi sayesinde, 1'inci Hava İkmal ve Bakım Merkezi'nin teknolojik imkanları geliştirilerek, uçaklar üzerinde istediği yapısal ve aviyonik değişiklikleri yapma kabiliyetine de sahip olması planlanmıştır. İlk iki F-4E/2020 (73-1032 ve 68- 0498 Kuyruk numaralı) 27 Ocak 2000 tarihinde düzenlenen tören ile Türk Hava Kuvvetlerine teslim edilmiştir. Teslim alınan iki uçak 111'inci Filo Komutanlığı'na tahsis edilmiştir. 21 Aralık 2001 tarihindeyse 171'inci Filo'ya ilk F-4E/2020 teslimatı gerçekleştirilmiştir.

Modernizasyon sonrası F-4E/2020 uçaklarının kazandığı kabiliyetleri incelersek;

İsrail ELTA firması tarafından üretilen EL/M-2035 çok görevli, X bandında SAR/GMTI (Syntetic Aparture Radar/Ground Target Moving Indicator) kabiliyetine sahip ve Pulse Doppler prensibinde çalışmaktadır. Radar SAR/GMTI fonksiyonu sayesinde, tank, zırhlı araç, top, füze bataryası, uçak (yerde), sabit yer radarları ve diğer mobil-sabit ve/veya yer-suüstü hedefleri fotoğraf kalitesine yakın bir çözünürlükle görüntülenebilmektedir. SAR/GMTI moduyla elde edilen resimlerden, yerdeki hedeflerin menzil ve koordinatları tespit edilebilmektedir.

Mil STD 1553 sistemini, uçak üzerindeki aviyonik ve silah sistemlerinin birbirleriyle iletişimini sağlayan bir bilgisayar yazılımı olarak özetlemek mümkündür. Yazılım ve donanımdan oluşan sistem sayesinde, uçaklara istenilen tüm modern silahların kolaylıkla sertifiye edilerek entegrasyonları sağlanabilmektedir.

Baş üstü gösterge (HUD), uçağın önemli uçuş ve taktik verilerinin, pilotun baş hizasında, ön kanopinin gerisindeki saydam bir cama projeksiyonla yansıtılarak optik olarak algılanmasını sağlayan sistemdir. Bu sayede pilot başını kokpitin aviyonik kısmına indirmeden hem uçuşuna konsantre olur hem de bu gerekli hayatî bilgilere ulaşarak kendine taktik bir kolaylık sağlar.

Uçuş ve muharebe kontrol lövyesi (HOTAS), pilotun elini uçuş lövyesi ve gaz kolundan ayırmadan, silah, haberleşme ve radar modlarını tek elle seçebilme ve kontrol etmesine yarayan çok fonksiyonlu bir kumanda koludur.

F-4E/2020‘nin ön kokpitinde bir, arka kokpitinde iki olmak üzere toplam üç adet çok Fonksiyonlu Gösterge Ekranları (MFD - Multi Function Displays) eklenmiştir. Bu ekranlar sayesinde radar, seyrüsefer, donanım ve diğer uçuş bilgileri bu ekranlardan takip edilebilmekte ve gerektiğinde bu ekran üzerinden değişiklikler yapılabilmektedir. Arka kokpitteki Silah Sistem Subayı/Arka Kokpit Uçucusu (SSS/AKU) kendi bölümünde yer alan iki ekrandan radar ve silah gibi verileri takip edebilmektedir.

Uçaklara eklenen INS/GPS seyrüsefer sistemi sayesinde son derece hassas bir şekilde, bir noktadan başka bir noktaya seyrüsefer yapması ve uçağın net pozisyonunun belirlenmesi sağlanmıştır. Sistem, prensipte enlem ve boylam bilgilerini çok hassas olarak hesaplayarak navigasyon koordinatlarını uçuş kontrol bilgisayarına iletir. Kalkıştan önce yerde kalibre edilen ve programlanan INS/GPS sistemine, uçulacak bölgenin ya da atış yapılacak hedefin pozisyon verileri yüklenebilmektedir. Bu sayede pilot hedefini kolaylıkla bularak atışını yüksek hassasiyetle gerçekleştirir.

Uçaklara entegre edilmiş Aselsan imalatı MXF-484 VHF/UHF bandında çalışan “Have-Quick” uyumlu bu telsizler sayesinde, hava-hava ve hava-yer haberleşmesi karıştırmaya ve dinlemeye maruz kalmadan yapılabilmektedir. Bir NATO telsiz haberleşme standardı olan ve Have-Quick protokolü ile çalışan bu telsizlerde, dinlenme ve karıştırılma riski minimize edilmiştir. Bu yeni telsizlerin anteni gövde üzerine yerleştirilen büyük siyah renkli antendir. Bu anten F-4E/2020 uçaklarını diğer F-4E'lerden ayıran en büyük görsel farkı yaratır.

Her modern muharip jetin standart donanımını teşkil eden radar ikaz alıcısı (RWR-Radar Warning Receiver) olarak F-4E/2020 uçakları için Mikes’in ALQ-178[V]3 modülleri öngörülmüştür. Aynı sistem Öncel I (Peace Onyx I) projesi kapsamında, birinci paket Türk F-16 (Block 30/40) uçakları için de seçilmişti. Aktif ECM görevi için İsrail’in ELTA firması tarafından üretilmiş EL/L-8225 karıştırma podları proje dahilinde alınmıştır. Havelsan firması, ELTA ile birlikte sistemin yazılım kontrolünü sağlamaktadır. F-4E/2020 uçaklarına entegre edilen pasif korunma sistemleri arasında, radar ve kızılötesi füzeleri aldatma amaçlı chaff ve flare dispanserleri de bulunmaktadır.

Terminatorlerin saldırı kapasitesini arttıran en önemli yenilikte F-4E/2020 uçaklarına Popeye füzesi atma kabiliyeti de kazandırılmasıdır. Popeye füzesi atıldığı irtifaya bağlı olmak üzere 100 km menzile, 3000 lb. ağırlığa ve 800 librelik harp başlığına sahip, katı yakıt roket motorlu ve datalink vasıtasıyla kontrol edilmektedir.

“Işık Projesi” Türkiye’nin ilk milli uçak Modernizasyonu

F-4E/2020 modernizasyonunu “Işık Projesi” takip etmiştir. Türk Hava Kuvvetlerinin harekât ihtiyaçları doğrultusunda RF-4E Phantom II uçaklarının 18 adedi her türlü hava şartında, gece ve gündüz hassas seyrüsefer yapabilecek, elektronik harp koruması altında keşif görevlerini başarıyla icra edebilecek imkân ve kabiliyete kavuşması için başlatılan Işık Projesi, Türkiye’nin ilk millî uçak modernizasyonu olmuştur.

Proje ile ABD’den satın alınan 7 adet RF-4E (USAF) ile Alman Hava Kuvvetleri’nden devralınan RF-4E (GAF) uçakları arasından seçilen 11 adet uçak modernize edilmiştir. USAF ve GAF RF-4E'ler donanım olarak DA yapısal olarak da farklılıklar taşımaktaydı. USAF RF-4E'ler envanterdeki diğer F-4E'ler gibi hücum kenarında manevralı slatlara sahipken, GAF RF-4E'ler hücum kenarı flapları ve “Boundary Layer Control (BLC)” sahipti. Diğer yapısal farkları da USAF'lar yuvarlak hatlı kamera yuvasına sahipken GAF'lar köşeli hatlı kamera yuvasına sahipti. 29 Ocak 2004 tarihinde başlayan Prototip Fazı ile bir adet USAF ve bir adet GAF RF-4E uçağı modernize edilmiştir. Prototip Fazı kapsamında modernize edilen uçaklardan ilki ilk uçuşunu 19 Aralık 2008, ikinci uçak ise 19 Ocak 2009 tarihinde gerçekleştirmiş ve test uçuşları 16 Nisan 2009 tarihinde sona ermiştir. 31 Ağustos 2007 tarihinde başlayan ve 16 uçağı kapsayan Seri Üretim Fazı 2010 yılında tamamlanmıştır.

1’inci Hava İkmal Bakım Merkezi (HİBM) Komutanlığının katılımı ile gerçekleştirilen F-4E/2020 ve F-5 2000 Modernizasyon Projeleri ile kazanılan bilgi birikimi ve teknik/teknolojik altyapıdan da faydalanılarak hayata geçirilen ve Türkiye’nin ilk millî muharip uçak modernizasyon çalışması olan Işık Projesi, 1’inci HİBM Komutanlığının ana yükleniciliğinde gerçekleştirilmiştir. Komutanlık, modernizasyona esas konfigürasyonun belirlenmesi, tasarım, sistemin laboratuvar ortamında kurularak çalıştırılması, iki uçak üzerinde prototip uygulama, yapısal modernizasyon, aviyonik sistemlerin platformlara yerleştirilmesi, analizleri, yer ve uçuş testleri ile seri modernizasyon çalışmalarını yürütmüştür. Uçakların seyrüsefer, uçuş yönetim ve haberleşme cihazlarının üretimi ve bunların sayısal bir veri yolu kullanılarak görev bilgisayarı üzerinden entegrasyonu Aselsan, Elekronik Harp sistemi modernizasyonu ise MİKES tarafından gerçekleştirilmiştir.

Tamamen Türk mühendis, teknisyen ve pilotları ile gerçekleştirilmiş olan Işık Projesi ile RF-4E uçaklarında uçuş ve görev planlaması otonom hale getirilmiş, uçakların her türlü hava koşulunda kendi konumunu yüksek bir hassasiyetle bulması sağlanmıştır. Uçaklar elektronik harp açısından güvenli yeni nesil sayısal uzak haberleşme sistemleri sayesinde etkin, kesintisiz ve güvenli muhabere yapılabilecek sistem ile donatılmıştır.

RF-4E uçaklarının 2020’li yıllara kadar yapısal açıdan sorunsuz ve emniyetli bir şekilde görev yapmalarını sağlamak amacıyla, uçak yapısal bütünlüğünü bozmadan belirlenmiş 16 kritik bölgede kullanım ömrünü uzatmaya yönelik değişim ve güçlendirme çalışması/tadilatı yapılmıştır.

Aviyonik modernizasyonu olarak da uçakların kokpitleri, ilave edilen yeni gösterge ve kumanda panellerini de kapsayacak şekilde yeniden tasarlanmıştır. Bu sayede GAF ve USAF orijinli uçakların kokpitleri standart hale getirilmiştir. Aviyonik Röle Paneli yeniden tasarlanmış ve üretilmiştir, ön ve arka kokpit gösterge panelleri, pedastal panel ile sağ ve sol konsollar yeniden tasarlanmıştır. Yenilenen aviyonik sistem için ilave kablo üretimi ve montajı gerçekleştirilmiştir. Modernizasyon kapsamında yeni aviyoniklerden, pilot ile Uçuş Yönetim Sistemi arasında birincil arayüz görevini gerçekleştiren CDU-900Z Kontrol Gösterge Birimi ve AN/ALQ-173[V]3R pasif elektronik harp sistemine ait Radar İkaz Alıcısı (RWR) ekranı ön kokpit ön borda paneline yerleştirilmiştir. CDU-900Z Kontrol Gösterge Birimi pilotların ana aviyonikler ile arasındaki ana arayüzdür ve uçuş yönetiminin merkez noktasıdır. Ön kokpitte yer alan sağ ve sol konsollar yeniden tasarlanarak RWR Kontrol Ünitesi, Silah Kontrol Paneli, Aviyonik Aktivasyon Paneli (AAP) ve Keşif Paneli takılmıştır. Arka kokpit ön borda paneline pilotlara tehdit ortamındaki bilgileri anında ve renkli olarak sunabilen RWR kontrol ünitesi ve ekranı yerleştirilmiştir. Arka kokpit sağ ve sol konsol yeniden tasarlanarak CDU-900, AAP ve MILSEC-III kripto üniteleri takılmış, mevcut paneller üzerinde bir dizi tadilat yapılmıştır. USAF/GAF RF-4E uçaklarında bulunan LN-12 Ataletsel Seyrüsefer Sistemi (INS), LN-100GT Gömülü INS/GPS (EGI) sistemi ile değiştirilmiş böylece uçağın saatteki mil hatası 3.6nm’den INS devrede iken 0.8nm’ye, INS/GPS birlikte kullanılırken de 10 metreler düzeyine düşürülerek uçağa çok hassas bir seyrüsefer kabiliyeti kazandırılmıştır. Pilot ve AKU, LN-100GT EGI sisteminin seyrüsefer bilgilerinin kontrolü, sisteme bilgi girilmesi ve seyrüsefer bilgilerinin sistemden alınması işlemlerini CDU-900Z Kontrol Gösterge Birimi üzerinden gerçekleştirmektedir. Uçağın yenilenen ve sayısal arayüze sahip LN-100GT gibi aviyonik sistemleri ile uçakta muhafaza edilen orijinal analog gösterge sistemleri arasındaki haberleşme ise SBU-100 Senkro Çevirici Ünitesi üzerinden sağlanmıştır. SBU-100 bu proje ihtiyaçları için Aselsan tarafından özel olarak tasarlanmıştır. Radar altimetre sistemi AN/APN-159 iken bu sistem CARA (Birleşik İrtifa Radar Altimetresi) AN/APN-232 sistemine dönüştürülmüştür. USAF/GAF RF-4E keşif uçaklarının haberleşme sistemi de kapsamlı bir yenileştirmeye tabi tutulmuştur. Mevcut UHF frekansı RT-793A/ASQ ve HF frekansı RT-792/ARC-105 telsiz setleri Aselsan tarafından teslim edilen kriptolu ve Link 11 uyumlu 2 adet MXF-484 UHF/VHF Have Quick telsiz seti, 1 adet ARC-190 HF telsiz, Aviyonik Aktivasyon Paneli ve Gaz Kolu PTT (Bas Konuş) Anahtarı uçaklara entegre edilmiştir. EH sistemi modernizasyonu kapsamında uçaklarda yer alan AN/ALR-46 RWR sistemi, AN/ALQ-178[V]3R Pasif Elektronik Harp Sistemi ile değiştirilmiştir. GAF uçaklarında EH sistemine ait ön E/J Band Antenleri burun bölümünde bulunan KS-87B kamerasının sağında ve solunda yer alırken, USAF RF-4E uçaklarında antenler kanat uçlarında yer almaktadır. USAF RF-4E uçaklarında bulunan KS-146B LOROP keşif podu kabiliyeti, Işık Projesi kapsamında 5 adet GAF RF-4E uçağına da kazandırılmıştır. Böylece toplam 12 adet RF-4E/TM uçağı keşif podu taşıma kabiliyetine sahip olmuştur. KS-146B keşif podu sistemi olarak uçaklara; Keşif Podu, Kontrol Paneli, Güç Akım Kesme Kutusu, Sağa Bakış ve Sola Bakış Üniteleri takılmıştır. KS-146B keşif podu sisteminin uçak üzerinde LN-100GT seyrüsefer sisteminden ihtiyaç duyacağı INS sinyallerinin arayüz bilgileri SBU-100 üzerinden sağlanmıştır. Yüksek irtifadan ve uzun mesafelerden yüksek çözünürlüklü fotoğraflar çekmek için tasarlanmış bir sistem olan LOROP, KS-146 model bir kamera, 66 inç f/5,6 lens, iki eksenli stabilizasyon ve sıcaklık kontrol sisteminden oluşur. Uçak irtifasına göre hedeften 65 ila 100 km uzaklıkta uçarak çekimini yapabilmekteydi.

Şimşek Modernizasyon Programı

Modernizasyon faaliyetleri “Şimşek Projesi” ile devam etti. Türk Hava Kuvvetleri envanterindeki F-4E Phantom II Av-Bombardıman uçaklarından 16 adedinin, yapısal yenileme ve aviyonik modernizasyondan geçirilmesini amaçlayan İkinci Paket F-4E Şimşek Modernizasyon Projesi 2006 yılında başlamıştır. Bu kapsamda modernizasyonu tamamlanan ve ilk resmi test uçuşunu 24 Aralık 2009 tarihinde gerçekleştiren 68-0403 kuyruk numaralı F-4E/TM (Modernizasyon sonrasında bu şekilde sınıflandırıldılar) uçağı 2 Mart 2010 tarihinde 1’inci HİBM Komutanlığında düzenlenen törenle 1'nci Ana Jet Üs Komutanlığına teslim edilmiş, proje 2010 yılında tamamlanmıştır. F-4E/TM uçakları RF-4E/TM keşif uçakları ile benzer (MİKES ürünü AN/ALQ-178[V]3R pasif EH sistemi hariç) bir aviyonik modernizasyondan geçirilmiştir. Bu çerçevede uçaklara takılan Aselsan ürünü GPS gömülü LN-100GT INS/GPS ile uçakların seyrüsefer sistemi günümüz teknolojisine uygun hale getirilmiştir, CDU-900 Kontrol Gösterge Ünitesi ve üzerinde koşan Aselsan mühendisleri tarafından geliştirilen Operasyonel Uçuş Yazılımı ile Uçuş Yönetiminin her türlü hava koşulunda yüksek doğrulukta gerçekleşmesi sağlanmıştır. UHF ve VHF bantlarında haberleşme olanağı sağlayan, kriptolu ve Link-11 uyumlu MXF-484 telsiz seti ile F-4E/TM uçaklarına etkili ve güvenli haberleşme yeteneği kazandırılmıştır. Uçakların yenilenen ve sayısal arayüze sahip LN-100GT gibi aviyonik sistemleri ile uçakta muhafaza edilen orijinal analog gösterge sistemleri arasındaki haberleşme ise Işık Projesi’nde olduğu gibi Aselsan tarafından tasarlanan SBU-100 Senkro Çevirici Ünitesi üzerinden sağlanmıştır. Bu sayede pilotların kullanımına alışmış oldukları mevcut göstergelerin işleyişinde değişiklik yapılmaksızın, modern ve sayısal sistemlerle bir arada çalışmaları sağlanmıştır. Uçaklara entegre edilen yeni aviyonik sistemler uçuş testi öncesinde ilk olarak 1’inci HİBM Komutanlığı bünyesinde kurulan ve uçak aviyonik mimarisinin laboratuvar ortamında oluşturulmuş fonksiyonel bir örneği olan Sistem Entegrasyon Laboratuvarı’nda (SEL) yer testlerinden geçirilmiştir. Proje kapsamında 120’yi aşkın parametrenin F-4E/TM uçağı üzerinden ölçülebilmesi amacıyla uçak üzerinde Uçuş Test Ölçümlendirme çalışmaları 1’inci HİBM Komutanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Uçuş Test Ölçüm Merkezi’nde icra edilmiştir. Bu merkez 401'inci Test Filonun ilk nüvesini oluşturmuştur.

Sonuç

Türkiye’ni 30 Ağustos 1974’te başlayan 46 yıllık Phantom serüveninde dokuz filoda (111,112,113,131,132,171,172,173 ve 401) hizmet vermiş Türk Hava Kuvvetleri'nin modern radar, ECM ve mühimmatlar ile tanışmasını sağlamıştır. Phantomlar sayesinde modern silah sistemleri ile çalışmanın yanında bir diğer önemli katkısı da Terminator, Işık ve Şimşek modernizasyon projeleri sayesinde gerek Hava Kuvvetleri gerekse Türk savunma sanayi sistem entegrasyonu, ürün geliştirme ve bunların test prosedürleri hakkında büyük tecrübe sahibi olmuştur. Proje ilk başladığında içinde bulunduğumuz 2020 yılında Phantomlar envanterden çıkacaktı. İlk F-35 uçakları Türkiye'ye gelmiş ve 172’nci Filo tekrar açılmış olacaktı. Ama köprünün altından çok sular aktı, F-35'ler gelmediği için F-4E/2020'ler bir süre daha Anadolu semalarındaki yerlerini koruyacaklar...