EN TR

Güncel Haber

Türk Savunma Sanayi’nin Yeni Oyun Alanı: İnsansız Deniz Araçları

Türkiye Farklı İhtiyaçlara Göre Tasarlanmış ve Donatılmış Özgün S/İDA Çözümleri ile Sahada Oyun Değiştirici Olma Yolunda Emin Adımlarla İlerliyor!

27 Aralık, 2022

Fotoğraf: Ukrayna'ya ait İnsansız Deniz Aracı, Kırım, Eylül 2022

24 Şubat 2022 tarihinde başlayan Rusya Ukrayna Savaşı kapsamında Ukrayna Silahlı Kuvvetleri tarafından Rusya işgalindeki Kırım’ın Sivastapol şehrinde konuşlu deniz üssüne (Rusya Deniz Kuvvetleri’nin Karadeniz Filosu’na ev sahipliği yapmakta) 29 Ekim 2022 günü sabah erken saatlerde 9 İnsansız Hava Aracı (İHA/Drone) ve 7 İnsansız Deniz Aracı (İDA/USV) kullanılarak icra edilen koordineli sürpriz saldırı ile deniz savaşları tarihinde yeni bir sayfa açılmıştır.

Gerçek bir savaşta türünün ilk örneği olan bu saldırı ile Ukrayna Silahlı Kuvvetleri bir yandan muhaberede sürpriz faktörünün elinde olduğunu kanıtlarken, diğer yandan da Rusya Deniz Kuvvetleri’nin Karadeniz Filosu’na ait en az üç gemide hasara yol açarak Rusya’nın psikolojik üstünlüğünü kaybetmesini sağlamıştır. Açık kaynaklara göre İnsansız Deniz Araçları (İDA/USV) yapılan saldırı sonucu başta Karadeniz Filosu Amiral Gemisi olan Amiral Grigorovich Sınıfı Fırkateynlerden Amiral Makarov (Aralık 2017’de hizmete girmiştir) ve Natya Sınıfı Mayın Tarama Gemisi Ivan Golubets olmak üzere Rusya Deniz Kuvvetlerine ait en az 3 gemi hasar görmüştür. Sosyal medyada saldırılar sırasında kullanılan ve yarı suya daldırılabilir (semi-submersible) yapıdaki İDA’ların üzerindeki kamera tarafından çekilmiş kısa videolar da paylaşılmıştır.

Fotoğraf: Amiral Makarov (799) Rusya Federasyonu Savunma Bakanlığı

Rusya Savunma Bakanlığı, saldırının 29 Ekim günü saat 04:00’te gerçekleştiğini ve saldırıda Ivan Golubets Mayın Tarama Gemisi’nin hafif hasar gördüğünü doğrulamış ayrıca Sivastopol’da Karadeniz Filosu gemilerine ve sivil gemilere yönelik saldırı hazırlıklarının, Ukrayna’nın Ochakiv kentinde bulunan İngiliz Deniz Kuvvetleri personelinin rehberliğinde gerçekleştirildiğini iddia etmiştir. Diğer yandan saldırıda kullanılan İDA’ların 21 Eylül 2022 günü Sivastapol’da Soldier’s Beach kıyılarına vuran kimliği belirsiz İDA ile aynı araç olduğu ortaya çıkmıştır. Yaklaşık 5.5m uzunluğunda ve jet-ski motoru ile çalışan bir su jeti ile donatılan İDA’nın kıç tarafında Starlink Uyduları üzerinden haberleşmesini sağlayan bir anten, orta kısımda bir gimbal üzerine oturtulmuş gündüz ve kızıl-ötesi görüş kameraları, baş kısımda bir lazer mesafe bulucu ve burun kısmında altlı üstlü olarak konumlandırılmış (dalgalı denizde dalgaların çarpması ile kendi kendine aktive olmasın diye yedekli bir sistem mimarisi kurgulanmış olabileceği değerlendiriliyor) iki adet fünye sensörü yer almakta. İDA üzerinde çarpma etkisi ile tetiklenen 150kg-200kg ağırlığında bir patlayıcı (İDA’nın orta kısmına yerleştirildiği değerlendiriliyor) bulunduğu tahmin ediliyor. Bu ağırlıktaki patlayıcı ile 4.500 ton ağırlığındaki Amiral Makarov Firkateyni üzerinde ciddi bir hasara yol açılmasa da gövdede 1-2m genişliğinde bir delik, gemideki elektronik ekipman ve silah sistemlerinde belli ölçüde hasar ve personel kaybına yol açılmış olabileceği belirtiliyor.

Konvansiyonel bir savaşta asimetrik bir tehdit olarak İDA/SİDA’ların düşmana ait askeri liman, deniz üssü ve deniz araçlarına karşı nasıl bir etki üretebileceğine dair çarpıcı bir örnek olan Sivastapol Limanı Saldırısı, Türkiye’de Deniz kuvvetleri Komutanlığının ihtiyacı kapsamında 2010’lu yıllarda Savunma Sanayi Başkanlığı (SSB) koordinasyonunda başlatılan İnsansız Su üstü Deniz Aracı çalışmaları ile Ağustos 2021’de TÇD’si yayınlanan Otonom Suüstü Aracı Tedariki Projesi’nin önemini bir kez daha gözler önüne sermiştir.

Türkiye, S/İHA Alanında İmza Attığı Başarı Hikayesini İnsansız Su üstü Deniz Araçları Alanında da Yazmaya Hazırlanıyor

Bugün S/İHA alanında dünyanın önde gelen oyunculardan birisi konumuna gelen ve  son birkaç yılda 27 ülkeye BAYRAKTAR TB2, 5 ülkeye AKINCI TİHA, 4 ülkeye ANKA, 2 ülkeye AKSUNGUR ve 1 ülkeye KARAYEL-SU S/İHA Sistemi ihraç etme (2021’de S/İHA ihracat geliri ABD$750 Milyonu aşmış olup, 2022 yılında ise ABD$1 Milyar’ı aşması beklenmektedir) başarısı gösteren Türkiye’de İnsansız Hava Araçları (İHA) alanındaki ilk çalışmalar İHA’ları daha iyi tanıyabilmek, kullanım konseptlerini belirleyebilmek ve gerek görülürse yurt içinde üretimlerine yönelik sanayileşme modelini belirlemek üzere 1980’li yıllarda Savunma Sanayi Başkanlığı (SSB) tarafından başlatılmıştı.

İlk tohumları Mart 1990’da SSB ile Türk Havacılık ve Uzay Sanayi (TUSAŞ) arasında imzalanan İHA-X1 (Şahit) Projesi (SSB Proje için ABD$828.000 [278.000+550.000] değerinde bütçe desteği sağlamıştır) ile atılan özgün İHA geliştirme çalışmaları SSB tarafından 2001’de başlatılan Türk Özgün İnsansız Hava Aracı (TİHA) Programı ile yeni bir boyut kazanmış, ilk yerli üretim hedef uçakları olan TURNA ve KEKLİK Hedef Uçak Sistemleri 2001’de TSK hizmetine girmiş ve SSB koordinasyonunda yürütülen projelerin ve sağlanan ArGe desteklerinin bir yansıması olarak 2004’ten itibaren ülkemizde İHA Sistemleri konusunda faaliyet gösteren bir sanayi altyapısı oluşmaya başlamıştır.

Bu sanayi altyapısının birer ürünü olan özgün tasarım ve üretim ANKA, BAYRAKTAR TB2 ve KARAYEL-SU gibi Taktik ve MALE Sınıfı İHA Sistemlerine SAL güdümlü MAM-L, MAM-C ve BOZOK gibi özgün silah sistemlerini taşıma kabiliyetinin kazandırılması ve yeni Silahlı/Taarruzi İHA Sistemlerinin envantere girmesiyle o güne kadar sadece keşif gözetleme maksatlı olarak kullanılan S/İHA’ların fonksiyon alanları da genişlemiş ve envanterdeki S/İHA Sistemleri gerek yurtiçinde, gerekse sınırlarımız ötesinde icra edilen operasyon ve harekatlarda keşif gözetleme platformundan ziyade kuvvet çarpanı olacak şekilde kullanılmaya başlanmış ve operasyon ve harekatların seyrini ve icrasını, gözle görülür şekilde dönüştürmüşlerdir. Gerek TSK gerekse Güvenlik Güçlerinin sahip olduğu etkinliğin ve caydırıcılığın artırılmasında bir kuvvet çarpanı rolü oynayarak aktif bir kuvvet yapısına dönüşen S/İHA’lar Libya ve Azerbaycan’da askeri güç dengesini alt üst etmek suretiyle savaşın seyrini değiştirerek düzenli Ordular karşısında da bir kuvvet çarpını olabileceklerini kanıtlamışlardır.

SSB’nin ileri görüşlülüğü ve zamanında başlattığı çalışmalar sayesinde Türkiye İHA’ların önemini en erken kavrayan birkaç ülkeden biri olmuş ve kendisine verilen ödevleri, görevleri iyi şekilde çalışıp başarıyla tamamlayan sektör firmaları sayesinde Türk Savunma Sanayi bugün hem TSK ve Güvenlik Güçlerinin, hem de dost ve kardeş ülkelerin S/İHA ihtiyacını NATO standartlarına sahip, yüksek teknoloji içeren maliyet etkin ve muharebe sahasında kanıtlanmış S/İHA çözümleri ile karşılayabilir seviyeye ulaşmıştır.

Fotoğraf: SATCOM takılı KARAYEL SU SİHA EFES 2022 Tatbikatı

Bugün S/İHA alanında dünyanın en iyi ülkelerinden biri olarak kabul edilen Türkiye, S/İHA Projeleri kapsamında kazandığı teknolojik altyapı ve bilgi birikimi ile benzer bir başarı hikayesini İnsansız Su üstü Deniz Araçları alanında da yazmak ve yakın gelecekte hem TSK ve Güvenlik Güçlerinin hem de dost ve kardeş ülkelerin S/İDA ihtiyaçlarını karşılayabilir noktaya gelmek üzere çalışmalarını yine SSB’nin destek ve koordinasyonunda artan bir yoğunlukla sürdürmektedir. S/İHA’larda olduğu gibi farklı ihtiyaçlara göre tasarlanmış ve donatılmış özgün S/İDA çözümleri ile de sahada oyun değiştirici olma yolunda emin adımlarla ilerleyen Türkiye’nin bu başarısında yine SSB koordinesinde ve desteğinde farklı yeteneklere sahip şirketlerin iş birliğiyle son dönemde başlatılan başarılı İnsansız Deniz Aracı Projeleri önemli bir oynayacak. İnsansız araçlar geliştirme konusunda çok iyi bir noktada olan Türk Savunma ve Havacılık Sanayi, yakaladığı bu ivmeyi devam ettirerek, SSB koordinasyonunda ve desteğinde kurgulanan şirketler arası güzel iş birlikleriyle Türkiye’yi S/İDA alanında öncü ülkeler arasında konumlandırmayı hedefliyor.

İnsansız Deniz Araçlarının Kısa Tarihçesi, ABD ve Güney Kore’deki Çalışmalar

Açık kaynaklara göre günümüzdeki İnsansız Deniz Araçlarının atası sayılabilecek ilk deniz aracı 1898’de Nikola TESLA tarafından inşa edilmiş ve TESLA aynı yıl New York’ta radyo dalgalarıyla uzaktan kumanda edilen bir tekne gösterisi yapmıştır. TESLA tarafından 1898’de inşa edilen ve Tele-Otomasyon adı verilen 6 metre uzunluğundaki çelik gövdeli iki uzaktan kumandalı tekne maalesef o tarihte ABD ve İngiltere'deki askeri yetkililerin ilgisini çekmeyi başaramamıştır. Alman Donanması ise 1917’den itibaren kablolu kontrol edilen FL-7 botlarından geliştirilen uzaktan kumandalı tekneleri kullanmaya başlamıştır.

İkinci Dünya Savası yıllarında, İDA’ların gelişimi hız kazanmış ve bu dönemde, mayın temizleme ile hücum sonrası hasar kıymetlendirme maksatlı İDA geliştirme çalışmaları yapılmıştır. 1946 yılında radyoaktif su örnekleri insansız botlar vasıtasıyla toplanırken, 1950’li yıllarda uzaktan kumandalı İDA’lar mayın tarama maksatlı olarak, 1960’lı yıllarda ise güdümlü mermi ve top atış eğitimlerinde hedef gemisi olarak kullanılmaya başlamıştır. 1990’lı yıllarda, akustik ve manyetik tarama imkân kabiliyetine sahip İDA’lar muharebe sahasında görülmeye başlamış, 2000’li yılların başında teknolojinin hızlı şekilde gelişmesiyle İDA’lar, üzerlerine yerleştirilen sensörler vasıtasıyla yoğun olarak keşif/gözetleme ve istihbarat toplama maksatlı görevler icra etmiştir. 2010’lu yıllarda ise başta ABD, Almanya, Çin, İngiltere, İsrail ve Güney Kore olmak üzere çok sayıda ülke, değişik fonksiyonlara sahip İnsansız Suüstü ve Sualtı Deniz Aracı üreterek askeri görevlerde kullanmaya başlamıştır.

Fotoğraf: Saildrone

2015 yılında İnsansız Sistemler ile harp etme yeteneğini artırmaya yönelik olarak ‘İnsansız Savaş Sistemleri Dairesi (OPNAV N99)’ni kuran ABD Deniz Kuvvetleri, sorumluluk bölgesi Ortadoğu olan ve bu kapsamda İran Körfezi, Kızıldeniz ve Umman Denizi’nden sorumlu olan Merkez Komutanlığı Donanma Kuvvetleri (5’inci Filo) bünyesinde birbiriyle irtibatlı ve uydu haberleşme kabiliyeti sayesinde görüş hattı dışından da kontrol edilebilen, üzerlerinde 360 derece görüş kabiliyetli yüksek çözünürlüklü kameralar, AIS ve radar yer alacak, yapay zeka ile desteklenen İnsansız Suüstü Deniz Araçlarından teşkil edilecek Task Force 59 (TF-59) adında yeni bir görev gücü oluşturmaktadır. 9 Eylül 2021 tarihinde resmi duyurusu yapılan Task Force 59, 5’inci Filo görev sahasında deniz kabiliyetlerinin artırılması maksadıyla icra edilecek deniz görevlerinde durumsal farkındalığı ve caydırıcılığı artırmak üzere insansız sistemler ile yapay zekayı hızlı bir şekilde birbiriyle entegre etmeyi hedeflemektedir. 5’inci Filo Komutanı Koramiral Brad COOPER, 4 Ekim 2022 tarihinde ABD Sahil Güvenlik Akademisi’nde yaptığı konuşmada 2023 yılı yazı sonuna kadar Kızıldeniz ve Basra Körfezi (Arap Yarımadası çevresinde)’nde devriye/gözetleme görevi icra etmek üzere ABD ve müttefiklerinin 100 İDA’dan oluşacak bir güce ihtiyaç duyduğunu açıklamıştır. TF-59 bünyesinde; Saildrone Explorer (Aralık 2021’den beri Ürdün Akabe Deniz Üssü konuşlu olarak Kızıldeniz’de görev yapmakta), MANTAS T-38 Devil Ray (Bahreyn, Manama konuşlu olarak görev yapmakta), Sea Hunter ve Sea Hawk (Sea Hunter’ın kardeş gemisi, ancak Sea Hunter Programından elde edilen tecrübe ile 300’ün üzerinde iyileştirme içermekte) gibi İDA/USV’lar ile MQ-9B Sea Guardian ve MQ-8B Fire Scout İnsansız Helikopter platformları görev yapmaktadır. Basına yansıyan bilgiye göre İran, Basra Körfezi’nde görev yapan Saildrone Explorer İDA’larından birini Eylül 2022’de çalmaya kalkışmış ancak bölgedeki ABD Deniz Kuvvetleri destroyerlerinin müdahalesi ile bu girişim engellenmiştir.

Fotoğraf: LRUSV- 01 Numaralı Prototip

ABD Deniz Piyadeleri (USMC) ise 2010’lu yılların sonlarında Deniz Piyadeleri Muharebe Geliştirme Komutanlığı (MCCDC) koordinasyonunda Uzun Menzilli İnsansız Suüstü Deniz Aracı (LRUSV) Projesini başlatmış ve 25 Ocak 2021’de Metal Shark Firması alüminyum (5086 alüminyum alaşım) gövdeli 11m uzunluğundaki LRSUV platformlarını inşa etmek üzere seçilmiştir. LRUSV Programı, denizde bir noktaya mühimmat yerleştirebilecek veya mühimmatı geri alabilecek, düşman hedefleri takip ve imha edebilecek birbiriyle koordineli şekilde hareket ederek sürü görev ve saldırı kabiliyetine sahip olacak insansız tam otonom deniz araçlarının tedarikini kapsamaktadır. USMC ilk aşamada değerlendirme ve demo maksatlı olarak 3 adet LRUSV tedarik etmeyi, FY-22’de Başlangıç Harekat Kabiliyeti (IOC)’ne kavuşmayı, 2025-2027 arasında ise LRUSV’leri operasyonel olarak kullanmaya başlamayı hedeflemiştir. Metal Shark Firması üretimini tamamladığı 01 borda numaralı ilk LRUSV aracını 2022 Temmuz ayında Quantico, Virginia’daki Deniz Piyadeleri Sistemleri Komutanlığı (Marine Corps Systems Command)’nda düzenlenen LRUSV ve Uzun Menzilli Atışlar (Long Range Fires/LRF) gösterileri sırasında sergilemiştir.

Fotoğraf: SeaSword- MADEX 2019 fuarında sergilendi

2017 yılından beri Milli Savunma Devrimi 4.0 planı kapsamında İnsansız Suüstü Deniz Aracı (İDA) ve İnsansız Sualtı Deniz Aracı (UUV) çalışmaları yürüten Güney Kore Deniz Kuvvetleri ise Ekim 2022’de kapsamlı bir yeniden yapılanma çalışmasının hayata geçirileceğini ve bu çerçevede İnsansız Suüstü Deniz Aracı Filotillası, İnsansız Sualtı Aracı Filotillası ve İnsansız Hava Aracı Filotillası’nı bünyesinde barındıracak Deniz İnsansız Sistemler Komutanlığı kuracağını açıkladı. Güney Kore Deniz Kuvvetleri halen Donanma ana unsurlarının yaklaşık %1’ini oluşturan insansız araçların 2020’li yılların ortasında Donanma unsurlarının %9’unu, 2030’da ise %28’ini oluşturmasını hedeflemektedir. Deniz İnsansız Sistemler Komutanlığı’nın ise insansız deniz araçlarının Donanma ana unsurlarının yaklaşık %49’unu oluşturacağı 2040’lı yıllara kadar tam olarak faaliyete geçmesi beklenmektedir. İnsansız sistemlerin yaygınlaşmasına paralel olarak Güney Kore Deniz Kuvvetleri aynı zaman diliminde askere alınacak personel sayısı oranın da şu anki %37.1’den %20’ye düşmesini öngörmekte. Güney Koreli Hanwha Defense Firması Savunma Bakanlığına bağlı Güney Kore Savunma Tedarik Ajansı (DAPA) tarafından 2017 yılında başlatılan proje altında Denizaltı Savunma Harbi (DSH) görevine yönelik 6.5m uzunluğunda, 1m genişliğinde ve 3t ağırlığında İnsansız Sualtı Deniz Aracı ASWUUV geliştirmiştir. Hidrojen yakıt pilleri sayesinde denizde 30 gün kalabilen ASWUUV azami 10 knot sürate ve 300m görev derinliğine sahip. Projede operasyonel kabiliyet gösterimi Haziran 2022’de yapılmış ve ilk faz Eylül 2022’de tamamlanmıştır. İkinci aşamaya ise 2023-24 yıllarında başlanılması bekleniyor. LIG Nex1 Firması ise yine DAPA tarafından desteklenen bir program kapsamında Sea Sword-II adında 12m uzunluğunda, 3.5m genişliğinde ve 11t ağırlığında bir SİDA geliştirmiştir. Firma 15 Aralık 2021’de yaptığı bir açıklama ile ilk kez MADEX 2019 Fuarı sırasında sergilediği Sea Sword-II SİDA ile deniz testlerini tamamladığını duyurmuştu. İki adet dizel motor ile desteklenen su jetine sahip Sea Sword-II SİDA azami 35 knot sürate erişebilmekte ve 20 knot sürat ile 180nm menzile ulaşabilmekte.

İnsansız Deniz Araçları ve Türkiye

Türkiye’de ilk İDA ihtiyacı 17 Ağustos 2005 tarihinde Teklife Çağrı Dosyası (TÇD) yayımlanan ve Aralık 2007’de ASELSAN (Kongsberg Alt-Yüklenici) ile sözleşmesi imzalanan Aksaz ve Foça Deniz Üsleri Sualtı ve Suüstü Gözetleme ve Tespit Sistemi (AFSUDES/YUNUS) Projesi kapsamında tanımlanmış ve o tarihlerde İsrail’de yerleşik Rafael Protector, Elbit Systems ise Seagul Çok-Maksatlı İnsansız Suüstü Araçlarını teklif etmişti. Ancak sonradan İDA isterinden vazgeçilerek sadece sualtı pasif/aktif akustik sensörler ile suüstü elektro optik sensörlerin kurulumu yapılmıştı.

Ülkemizin ilk özgün İDA çözümü, İnsansız Suüstü Deniz Aracı faaliyetlerine Deniz Kuvvetleri Komutanlığının uzaktan kumandalı Atış Hedef Gemisi ihtiyacını karşılamak üzere başlamış olan ASELSAN tarafından Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ile koordineli olarak “Çok Maksatlı Yüksek Süratli Uzaktan Kumandalı Bot Projesi” altında geliştirilen Levent İnsansız Suüstü Aracı olmuştur. Asimetrik tehditler ile mücadele, kıyı gözetleme, liman ve boğaz güvenliği ve istihbarat gibi görevleri gerçekleştirmek amacıyla geliştirilen ve bir adet su jeti ile tahrik edilen rijit tekneli şişme bot (RHIB) üzerine şekillendirilen LEVENT İnsansız Su Üstü Aracı’nın ilk gösterimi Mayıs 2013’te icra edilen Deniz Kurdu Tatbikatının Seçkin Gözlemciler Gününde, Türk Silahlı Kuvvetlerinin üst komuta heyeti mensuplarına yapılmıştır.

Fotoğraf: LEVENT İDA

ASELSAN, LEVENT İnsansız Suüstü Aracı’ndan elde edilen tecrübeyle, insansızlaştırılarak uzaktan otonom kumanda edilen yapıya dönüştürülen münfesih L-1 (17 Ekim 2014’te infilaklı mayın denemelerinde başarıyla kullanılmıştır) ve münfesih MTB-8 (Deniz Kurdu 2015 Tatbikatı Seçkin Gözlemciler gününde hareketli hedefe HellFire Güdümlü Mermi atışında başarıyla kullanılmıştır) Gemileri ile ALBATROS-T İnsansız Suüstü Hedef Botu ve merkezi bir kontrolden bağımsız sürü formasyonunda seyir ve görev icra edebilen ALBATROS-S İDA’yı geliştirmiştir.

Türkiye’nin ilk özgün yeni nesil Silahlı İnsansız Deniz Aracı (SİDA) çözümü ise 2021 Şubat ayında denize indirilen ve Mayıs ayında Deniz Kurdu 2021 Tatbikatı sırasında 5km mesafedeki bir suüstü hedefe salvo halinde iki adet CİRİT Füzesi atışı yapan ARES Tersanesi ile METEKSAN SAVUNMA ürünü ULAQ (Haberci) SİDA olmuştur. Ağustos 2021’de TÇD’si yayınlanan ihale isterleri çerçevesinde tasarımı ve donanımı güncellenen ULAQ’ın seri üretimine 2021 yılı sonlarında başlanmıştır. ULAQ’ı, ASELSAN-SEFİNE Tersanesi ürünü MİR/MARLIN (NB57 DSH ve RD09), YONCA-ONUK Tersanesi ve HAVELSAN ürünü SANCAR ve DEARSAN ürünü SALVO S/İDA çözümleri takip etmiştir.

Fotoğraf: MİR İDA

İnsansız Deniz Araçlarının askeri ve ticari alanda kullanımı her geçen gün gelişerek artmakta, yüksek risk içeren faaliyet alanları başta olmak üzere suüstü ve sualtında muhtelif uygulamaları olan insansız sistemlerin kullanımı dünya bahriyelerinde günden güne yaygınlaşmaktadır. S/İHA’ların bir keşif gözetleme platformundan askeri güç dengesini alt üst etmek suretiyle savaşın seyrini değiştirebilecek bir kuvvet çarpanına dönüşmesi gibi gelecekte birbirleriyle iletişim içinde olan insansız deniz araçları da deniz savaşlarının seyrini değiştirecek öneme sahip olacaktır.

İnsansız Deniz Araçları, askeri alanda sınır ve kıyı bölgesi devriyesi, mayın tarama teşhis ve imha, keşif ve gözetleme, denizaltı savunma harbi, su üstü harbi, deniz güvenliği, özel kuvvet harekâtına destek, elektronik harp, denizde denetim harekâtı, kuvvet koruma, liman savunması ve liman/deniz üslerine taarruz gibi alanlarda kullanılmaktadır. Değiştirilebilir, modüler görev yükü süitlerine sahip İnsansız Deniz Araçları, aynı platformu, görev kontrol sistemini ve veri bağlantılarını kullanarak mayın karşı tedbir, elektronik harp, deniz güvenliği, hidrografi ve diğer görevleri gerçekleştirebilecektir.

Teknolojinin hızlı bir şekilde gelişiyor olması, İDA’ların da operasyonel kullanım senaryolarının her geçen gün değişmesini ve gelişmesini beraberinde getirmektedir. Bu doğrultuda insansız deniz sistemlerinin tekil kullanımlarının yanı sıra sürü halinde görev icra etmesi ve birbirleriyle iletişim halinde görev yapması gibi yeni ve oyun değiştirici konseptler gündeme gelmektedir. Sürü halinde görev yapabilen S/İDA Sistemlerine eklenecek mühimmat veya faydalı yük ile hedeflerin imhası kabiliyeti ve lojistik destek faaliyetlerinin etkinliği arttırılabilecek ve bu sistemlerin kullanımı muharebe sahasına bir kuvvet çarpanı olarak yansıyacaktır. Bu gerçekten hareketle son yıllardaki teknolojik gelişmelere bağlı olarak, askeri ve sivil kullanım amacına yönelik tamamen otonom İDA geliştirme çalışmaları ivme kazanmıştır.

Fotoğraf: ALBATROS-S 4'lü Sürü Kabiliyeti Gösterimi 

Türkiye’de de İnsansız Deniz Araçları için sürü yeteneğinin kazandırılması amacıyla Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) koordinasyonunda Sürü İDA Projesi başlatılmış ve ASELSAN ile bir sözleşme imzalanmıştır. Haziran 2022’de yeni aşamaya geçilen Proje kapsamında ilk olarak 2021 yılında ALBATROS-S İDA ile dörtlü sürü gösterimi yapılmış ve Projede ilk aşama Ağustos 2021’de tamamlanmıştır, Haziran 2022’de ise Akdeniz’de farklı tipte yine toplam 4 İDA’dan (7m uzunluğundaki ALBATROS-S ve 15m uzunluğundaki MİR İDA) oluşan Heterojen İDA Sürüsü ile sahada birlikte görev icra etmiştir. SSB İsmail DEMİR, 19 Haziran 2022 tarihinde resmi sosyal medya hesabı Twitterdan yaptığı paylaşım ile Sürü İDA Projesinde yeni aşamaya geçildiğini duyurmuş ve şu bilgiyi paylaşmıştı; “Sürü İDA Ailemizin yeni üyesi MİR ile ALBATROS-S birlikte görev icra ettiler. İki farklı boy ve kabiliyete sahip İDA’larımız ile oluşturduğumuz sürü mimarisini, sahada gerçekleştirdik.” Sürü İDA Projesinde halen 4’lü sürü ile görev yapabilecek yeteneğe kavuşulmuş olup önümüzdeki birkaç ay içerisinde ise bu kabiliyetin 8’li sürü ile gösterimi planlanmıştır. Bu sayede 8 İDA aynı anda verilen görevi sürü olarak icra edebilecek. Savunma Sanayi Başkanı DEMİR, 13 Aralık 2022 tarihinde resmi Twitter hesabından Sürü İDA Projesi'nin 3'üncü Fazının gerçekleştirildiğini duyurarak, "Yüksek otonomi özellikli sürü insansız deniz araçları geliştirmeye ve İDA ailemizi genişletmeye devam ediyoruz! Projenin 3.aşamasında 8’li sürü mimarisini hayata geçirdik. Albatros-S İDA Sürüsü farklı görevler icra ediyor, alt görev paylaşımı yapıyor, alt sürülere bölünüyor." dedi.

İDA/SİDA Kullanım Konsepti

Türk Savunma Sanayi firmalarınca geliştirilen İDA ve SİDA platformları Uzaktan Kumanda ve Otonom olmak üzere iki ayrı temel kullanım moduna sahiptir. Söz konusu Uzaktan Kumanda veya Otonom modda kullanımları hem Mobil Yer Kontrol İstasyonu üzerinden, hem de ADVENT Savaş Yönetim Sistemi (SYS) kullanan başka bir platform üzerinden gerçekleştirilebilmektedir. Uzaktan Kumanda Modunda her bir İDA/SİDA için birer operatör ihtiyacı varken, Otonom Modda ise, bant genişliği kısıtına bağlı olarak, istenen sayıda İDA ve SİDA hem Mobil Yer Kontrol İstasyonu üzerinden, hem de ADVENT SYS üzerinden görevlendirilebilmektedir.

Aslında İHA/SİHA’lar ile İDA/SİDA’ların uzaktan kontrolü benzer şekilde gerçekleşmekte. O açıdan Türk Savunma Sanayi İHA/SİHA projeleri kapsamında kazandığı haberleşme altyapısını ve teknolojiyi İDA/SİDA’ların uzaktan kontrolünde de kullanabilmekte. Örneğin S/İHA'lar LoS data link üzerinden 150km ile 300km mesafeye kadar kontrol edilebilmekte ve kısa mesafeler (LoS) için Sayısal Görüntü Linki (L, S ve C-Bant, SİHA'larda 150km'ye kadar), Sayısal Haberleşme Linki (Ku-Bant ve C-Bant, SİHA'larda 200km'ye kadar), Video Ses Verici Birimi/Modemi (görüş hattında 30-50km menzilden gerçek zamanlı veri aktarımı) ve IDM-501 görüntü/veri terminali gibi donanımlar üzerinden video aktarımı yapabilmekteler. İDA/SİDA’lar da S/İHA’lar gibi hakim tepelere Yer Kontrol İstasyonu kurulması ve LoS (görüş hattı) haberleşme koşullarının sağlanması ile LoS linkeler üzerinden veya SATCOM üzerinden kontrol edilebilmekte. S/İHA’larda olduğu gibi Yer Kontrol İstasyonu üzerinden LoS linkler vasıtasıyla Uzaktan Kumanda Modunda her bir İDA/SİDA’nın kontrolü için  bir operatöre ihtiyaç duyulmakta. İkinci operatör ise faydalı yükün kontrolü için gerekmekte. Ancak SATCOM kullanıldığında bu sayı yerdeki antenin çapına göre değişmekte. Mesela C2Tech ürünü Mini HUB aynı anda 3 uydu terminalini çalıştırabiliyor, HUB aynı anda 5 uydu terminalini çalıştırabiliyor, 3.7m çapında antene sahip her bir Mobil Uydu Yer İstasyonu ise aynı anda 4-5 adet 10mb/sn kapasiteli SatCom hava terminalini işletebilmekte. Aynı anda 10 hava terminalinin işletilebilmesi/çalıştırılması istendiğinde ise anten çapının artırılması gerekmekte. Benzer durum deniz ortamı için de geçerli ancak uydu takip sistemlerinin elverdiği altyapı, hava şartları kötü olduğunda, tek HUB üzerinden 3-4 adet İDA/SİDA’nın kontrolüne olanak sağlamaktadır.

Fotoğraf: MARLIN SİDA NATO Dynamic Messenger Tatbikatı 2022

ULAQ, MİR/MARLIN, SANCAR ve SALVO İDA/SİDA platformlarında belli ölçüde yapay zeka ve sürü görev kabiliyeti yer almakta. Bu kabiliyet sayesinde aynı anda birden fazla İDA/SİDA tek bir Mobil Kıyı Kontrol İstasyonu/YKİ veya ADVENT SYS donanımlı insanlı gemi tarafından kontrol edilebilecek. Bu kabiliyet sayesinde tek bir Mobil Kıyı Kontrol İstasyonu (YKİ) ile homojen (birbiriyle ayni İDA/SİDA’lardan oluşmakta) ya da heterojen (birbirinden farklı İDA/SİDA’lardan oluşmakta) sürüler, monitor/kontrol edilebilecek. Gerektiğinde Mobil Kıyı Kontrol İstasyonu (YKİ)’nun görevini insanlı bir ana gemi de üstlenebilecek. Aynı anda kaç İDA/SİDA’nın yönetileceğindeki kısıt insan kaynaklı olup görevin içeriğine ve ekonomisine göre bot sayıları planlanıp, icra edilebilecektir.

SİDA’larında tabi olduğu hukuki kurallar gereği, silah kullanımı otonomisi teknelerde bulunmayacaktır. Otonomi, seyir ve faydalı yük yetenekleri konusunda geliştirilmektedir. Gruplara bölünmüş tekneler, hem grup içi, hem de gruplar arası V2V (araçtan araca) haberleşmesini yapabilmektedir. Grup içerisindeki haberleşme daha büyük verinin paylaşılması şeklindedir. Gruplar arasında ise görevlerin hangi ekiplere dağıtılacağı haberleşilmektedir. Tek bir merkezden LOS, BLOS/SATCOM ile görev yapabilmek konunun özünde yer almaktadır.