EN TR

Güncel Haber

Havelsan Genel Müdürü Dr. Mehmet Akif NACAR Savunma Sektör Basını ile Tanışma Toplantısı Düzenledi

HAVELSAN Genel Müdürlüğüne atanan Dr. Mehmet Akif NACAR, 21.08.2020 tarihinde savunma sektöründe görev yapan basın mensupları ile tanışma toplantısı gerçekleştirdi. Defence Turkey şef editörü Cem Akalın’ın da yer aldığı toplantı da Dr. NACAR HAVELSAN’ın gelecek vizyonu, hedefleri ve devam eden savunma sanayii projeleriyle ilgili önemli değerlendirmelerde bulundu.

22 Ağustos, 2020

HAVELSAN’ın öncelikle savunma sanayinin yazılım tarafında faaliyet gösterdiğine dikkat çeken Dr. NACAR, Atak projesi kapsamında teslim edilen pilot eğitim simülatörlerinden elde edilen tecrübeler ışığında HAVELSAN’ın Milli Muharip Uçak (MMU) Projesine dâhil olması konusuna değindi, “HAVELSAN, yaklaşık 25 yıla yakın bir süredir simülatörler alanında önemli bir birikme sahip. Bizde 2018-19 yıllarında sadece simülasyon alanında kısıtlı kalmamak, ürün portföyümüzü genişletmek ve burada oluşmuş birikimi farklı alanlara kanalize edelim diye yola çıktık. Hep birlikte ekip arkadaşlarımızla Milli Muharip Uçak Projesine girmeye karar verdik. Simülatörde geliştirdiğimiz harekât test ortamı yazılımını daha da geliştirerek, yabancı muadilleriyle eş düzeye getirerek kullanıma açalım diye düşündük. Bunun için de 1 yıldan fazla süredir gerek Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) ve gerek TUSAŞ’la görüşüyoruz.” diye konuştu.

HAVELSAN’ın İnsanız Otonom Sistemler alanında yürüttüğü faaliyetlere de değinen Dr. NACAR, “İnsansız sistemler bir diğer popüler alan. HAVELSAN’ın bu alanda belirli bir altyapısı mevcut. Simülatörlerde kullandığımız oto pilot yaklaşımından çıkarak otonom sistemler alanında çalışmalarımızı başlattık. Otonom sistemler bildiğiniz gibi yeni bir konu değil savunma sanayinde, bu alanda faaliyet gösteren çeşitli firmalar var, İHA bazında bunu yapanlar var, Kamikazesi var başka sürü İHA yapmaya çalışan diğer firmalarımız var. Biz bu firmalarımızın yol haritalarıyla çelişmeden daha ileri bir konuda ne yapabiliriz diye düşündük ve sürü algoritmaları üzerine çalışmaya karar verdik. Sadece otonomi değil sürü zekalı sistemler üzerinde yoğunlaştık ve bunların sürü olarak da hareket etmesi konusunda çalışmalar yürüttük” şeklinde konuştu.

Geçen yıl IDEF’te insansız kara aracını sergilediklerini hatırlatan NACAR, “Daha önce İDEF’te de sergilediğimiz insansız kara aracımızın otonom olarak çalışabilen versiyonunu geliştirdik. O zaman otonom özellikte değildi, uzaktan kumandalıydı. Son testlerle birlikte aslında bunu da insansız hale getirdik, kendi kendine rotayı takip edebiliyor, belli bir görevi icra edebiliyor. Bu bir AR-GE projesi. Önünde bir takvim, bir zaman var. Yani bu bir anda hemen olmuyor. Hemen algoritmaları uyguladık, sahaya çıktık, bu hemen seri üretime geçsin, hemen envantere girsin şeklinde olmuyor. Bir süreç var burada ve o süreç işliyor. İnşallah bu yılsonunda, en kısa zamanda bunu da hazır hale getireceğiz. Çeşitli projelerle bunu destekleyerek ilgili birimlerin, kurumların hizmetine sunacak şekilde bir noktadayız ve bu güzel bir şekilde bu projemiz de devam ediyor.” ifadelerine yer verdi.

TÜBİTAK BİLGEM ile HAVELSAN arasında imzalanan Gerçek Zamanlı İşletim Sistemi İş Birliği Protokolüne de değinen HAVELSAN Genel Müdürü Dr. Mehmet Akif NACAR, “TÜBİTAK’ın geliştirdiği bir sistem. 2006 yılında beri aslında AR-GE projesi olarak geliştiriliyor ve çeşitli kurumlarda da ufaktan kullanılmaya başlanmış durumda. Ancak TÜBİTAK’ın aksine sistemin pazarlamasında, yaygınlaştırılmasında HAVELSAN daha rahat esnek bir şekilde hareket edebilecek, bu ürünleştirebilecek. Burada bir kazan-kazan durumu oldu hem TÜBİTAK hem de teknoloji transferiyle HAVELSAN kazanmış oldu. Bununla ilgili de çalışmalarımız en son Cumhurbaşkanımızın katıldığı bir toplantıda protokol imzalanmasıyla aslında sonuçlanmış oldu. Ama tabi burada bize büyük ev ödevleri çıktı, biz artık büyük bir yükümlülük altına girdik.” şeklinde konuştu.

HAVELSAN’ın daha önce KOVAN ismiyle yürüttüğü Milli Kurumsal Kaynak Yönetimi (ERP) Projesi hakkında da bilgiler veren NACAR, “Kurumsal kaynak yönetimi alanında geliştirmeye başlanan bu yazılıma birçok kamu kurumunun, özel sektör firmalarının ihtiyacı olduğunu biliyoruz. Özellikle KOBİ’lerin bu anlamda çok ciddi ihtiyaçları olduğunu biliyoruz. Her boyda savunma firmalarına hitap edebilecek, içerisinde stok, demirbaş, finans, bordro gibi bütün modülleri barındıran çeşitli ölçeklerde bulut ortamına da taşıyabileceğimiz bir platform. 2021 yılında ilk kurulumlarını yapmayı, daha sonra canlıya alma işlemlerini gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Bu da HAVELSAN’ın yüz akı olacak güzel projelerinden bir tanesi.” ifadelerine yer verdi.

HAVELSAN’ı HAVELSAN yapan en önemli projelerden birinin Hava Kuvvetleri Komutanlığı için 1990’lı yıllardan itibaren geliştirilmeye başlanan ve güncel ihtiyaçlara göre halen geliştirmesi süren Hava Kuvvetleri Bilgi Sistemi Projesi (HvBS) olduğunu dile getiren NACAR, bu projenin bir benzerinin Deniz Kuvvetleri Komutanlığı için de projelendirme çalışmalarının başladığını kaydetti. NACAR, konuya ilişkin olarak, “Diğer bir projemiz yine Komuta Kontrol ve Savunma Teknolojileri birimimizin yoğunluklu olarak geliştirdiği ORSA projesi. Bu da HAVELSAN’ı HAVELSAN yapan ve halen geliştirmesi süren, devam eden HVBS Hava Kuvvetleri Bilgi Sistemi Projesi’nin bir benzerinin, daha yeni nesil dediğimiz bir sonraki kuşağının uygulandığı, içerisinde Big Data’dan (Büyük Veri) yapay zekâya kadar bütün cloud teknolojilerine kadar kullanıldığı, Deniz Kuvvetleri’nin ihtiyacına hitaben geliştirilecek olan bir ORSA projesi konusu var. Bu konuda da biz önemli yol almaya başladık. Henüz projelendirme aşamasında bu ama HAVELSAN’ın ve sektörün ufkunu açacak bir proje. Bununla beraber MILGEM gemilerimizde kullanılan önceki versiyonu GENESİS şimdiki adı ADVENT olan Savaş Yönetim Sistemi (SYS) projesi var. Biz bu projelerimizi tamamlayıp yurtdışına ihraç edebilirsek o zaman görevimizi yapmış misyonumuzu tamamlamış olarak hissedeceğiz.” dedi. 

HAVELSAN'ın korona virüs sürecinden ne kadar etkilendiğine dair açıklamalarda bulunan NACAR, “Herkes olduğu kadar biz de etkilendik. Ama bu etkilenme bizim çalıştığımız projelerin sivil ayağı da olduğu için uzaktan çalışmaya daha elverişli, dolayısıyla yazılım geliştirme, bir laboratuvar ortamında, bir üretim hangarında, holünde çalışma gerektirmediği sürece mümkün olduğu kadar uzaktan çalışmaya yönlendirdik personelimizi. Tabi ki iş gücü kaybımız oldu, olmadı desek bu doğru olmaz. Ama bunu minimum düzeyde tutmaya çalıştık. Pandemiden dolayı kaybettiğimiz proje olmadı, ama ertelenen işlerimiz oldu. Hani mücbir sebep dolayısıyla görüşemediğimiz, imzalayamadığımız işler olduğu gibi takvimi devam eden projelerde bazı gecikmelerimiz de doğal olarak oldu. Ama bunlar tolere edilmeyecek kadar büyük gecikmeler değil.”

Defense News Dergisi tarafından açıklanan dünyanın ilk 100 savunma şirketi listesinde HAVELSAN’ın bu yıl ilk kez yer almasını ve Türkiye’nin ilk kez 7 şirketle temsil edilmesini değerlendiren NACAR, “Listede önümüzdeki yıllarda kalabilmek önemli. Daha yüksek noktalara yavaş yavaş, hedeflerimizi ve ciromuzu büyüterek ulaşmak istiyoruz. Listeye giren diğer 6 firmamızı da kutluyorum. Sayın Cumhurbaşkanlığımızın liderliğinde savunma sanayimiz için kritik kararlar alan Savunma Sanayi İcra Komitemizin, Savunma Sanayii Başkanlığımızın, Millî Savunma Bakanlığımızın, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin, TSK Güçlendirme Vakfımızın bu önemli başarıda pay sahibi olduğunu biliyor ve onlara şükranlarımızı arz ediyoruz.” diye konuştu.

Toplantının ikinci kısmında HAVELSAN Genel Müdürü Dr. Mehmet Akif NACAR, basın mensuplarının savunma sektöründeki gelişmelere yönelik sorularını cevapladı.

Beyin göçü konusunda, HAVELSAN’ın diğer savunma firmalarının aksine beyin göçü vermediklerini, tam tersi beyin göçü aldıklarını ifade eden NACAR, “HAVELSAN da diğer savunma firmaları gibi beyin göçü alıyor, yani yurt dışından transfer ediyor. Bu transfer tabi ki yurt dışından hemen böyle ilk uğrak yeri olarak HAVELSAN’a gelme şeklinde olmayabiliyor zaman zaman. Hani Türkiye’ye döndükten sonra belki bir miktar başka yerlerde de çalışmış olan arkadaşlarımız olabiliyor. Dolayısıyla HAVELSAN yurt dışından beyin göçü transferi yapıyor. Beyin göçü noktasında HAVELSAN’ın şanslı, avantajlı olduğunu söyleyebilirim sadece. Çok fazla bizim personelimiz geçmiş birkaç yılda olduğu gibi belli firmalara, Avrupa, Amerika vesaire gibi gelişmiş ülkelerdeki firmalara gitmedi, bu çok bireysel kaldı, yani birkaç kişiyle sınırlı kaldı, hatta gidenlerden birkaçı da geri döndü. Türkiye’nin, HAVELSAN’ın nimetlerini veya Türkiye’deki çalışma ortamını çok daha verimli, iyi bulduğu için geri döndüğünü ifade ettiler. Biz de o arkadaşlarımızı tekrar bünyeye aldık. Tabi zaman zaman yurt dışına gitmek, oralarda çalışma yapmak, nefes almak anlamında önemli olabiliyor. Hani kurumsal körlük oluşuyor zamanla, farklı bir ortama gidip yeni tecrübeler edinmek, sınırlı sürelerde eğitim amacıyla veya bilgi, görgü artırmak amacıyla. Bu üniversitelerde de olur, yani 10 yılda bir, 6 yılda bir gibi bu tip şeyler olur, keşke bunu yapabilsek, yani sınırlı süreyle gönderebilsek. Ama biz savunma sanayi firmalarının böyle bir programı yok, eğitime giden olursa sadece izin verebiliyoruz, o kadar, onunla sınırlı. Yoksa biz kendimiz fonlayarak veya hem çalışıp hem oraya giden personelimiz çok fazla mümkün olamıyor. Yurt dışına gidince bir etkileşim oluyor, farklı bir sinerji yakalanabiliyor, o yönden çeşitli faydaları var.” diye konuştu.

Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’de yaşanan gelişmelerle ilgili olarak MİLGEM’lerde kullanılan yazılımların birçoğu HAVELSAN entegrasyonunda olduğunu belirten acar, yazılımların şu anda kullanıldığını ve yeni ihtiyaçlar çıktıkça HAVELSAN tarafında güncellendiğinin altını çizdi.

Hava kontrol sistemlerinin S-400’lerle uyumlu hale getirilmesi hususuna değinen NACAR, Hava komuta kontrol sisteminin HAVELSAN uhdesinde bulunmadığını ve S-400 hava savunma sistemlerinin entegrasyonunun HAVELSAN sorumluluğunda olmadığını belirtti. HAVELSAN’ın bunu yapabilecek kapasitede olduğuna dikkat çeken NACAR, HAVELSAN’ın bu konuda görev alması durumunda daha iyisini, daha güzelini de yapacak kudrette olduğumuzu söyledi.

Gençlerin savunma sanayine yönelik ilgisi hakkında konuşan NACAR, “Vizyoner genç kapsamında çeşitli etkinliklerimiz oluyordu, YouTube’dan canlı yayınlarımız, buraya gençlerimiz hakikaten çok büyük bir ilgi gösteriyorlar. Burada çeşitli sorular soruluyor, sohbetler yapılıyor, bunun neticesinde konuşulan konuyla ilgili sorulan sorulara cevaplar veren arkadaşlarımız HAVELSAN’ı gelip yerinde görebiliyor, simülatörde uçuş yapabiliyor filan. Bunlar gerçekten gençler açısından önemli tecrübeler, HAVELSAN’ı görmesi, buradaki çalışma ortamını deneyimlemesi önemli tecrübeler. Yine bu kapsamda biz bu yıl biliyorsunuz Kovid dolayısıyla bütün üniversiteler tatil edildi, birçok 3’üncü, 4’üncü sınıftaki öğrenciler de staj yapma imkânı bulamadılar, staj yeri bulmakta zorluk yaşadılar. Bunu aşmak üzere de biz yaz başında online staj programı başlattık, uzaktan staj programı. Bunun için kendi içimizde yapılanmayla mentörler belirledik, çalışma alanları belirledik. Daha önce 100 civarında stajyer alırken bu yıl 600 öğrenciye staj kabulü verdik. Bunları iki dönem şeklinde, bir temmuz ayında, bir de ağustos ayında olmak üzere iki grup şeklinde büyük çoğunluğu online ve haftada bir veya iki günü de burada bulunduğu departmana da bağlı olarak, yani çalıştığı projeye, işe bağlı olarak birkaç gün de burada olabilen var, ama çoğunluğu uzaktan online. Kendisine ödevler veriliyor, bizim diyalog ortamı var biliyorsunuz video konferans sistemi, HAVELSAN’ın ürünü, bu sistemi kullanarak buradaki yöneticileriyle görüşebiliyor, fikir alışverişi yapabiliyor, durum değerlendirmesi yapabiliyor, stajyer grupları kendi aralarında bu ortamı kullanarak çalışabiliyor. Biz 600 öğrencimize bu fırsatı sunduk, ama bazıları üniversiteleri bu online staja henüz prosedürel olarak, yönerge olarak hazır olmadığı için gelemediler. İlla fiziksel olarak burada bulunmaları gerekiyor gibi. Yaklaşık 450-500 civarı bir öğrencimize bu anlamda staj şansı tanıdık, bence bu, gençlik adına önemli bir şey.” İfadelerine yer verdi.

HAVELSAN’ın hedef pazarları, hedef teknolojileri ve yurt dışında kendisini avantajlı hissettiği teknolojiler hakkında açıklamalarda bulunan NACAR, aktif olarak yurt dışında Ortadoğu ülkeleri, Umman, Katar, Kuveyt, Güneydoğu Asya’da Endonezya, Malezya başta olmak üzere Bangladeş. Yeni olarak da Afrika bölgesine bir açılım gerçekleştirdiklerine değindi. NACAR, “Franco Afrika, Sahra Altı ve Kuzey Afrika aslında bölgesi olmak üzere oralarda. Ondan sonra yakın coğrafyalarda Balkan ve Orta Asya, hani oralarda şey biraz karışık, hani Batı tandaslı sistemlerden çok doğu blokun sistemleri var, öyle bir handikabımız var. Batı olduğu zaman bizim sistemlerle uyumlu olduğu için oralarda da girebildiğimiz yerlerde çalışma istediğimiz mevcut ve bununla ilgili planlamaları yapıyoruz.” dedi.

Küçük firmaların Türkiye’de ERP yazılımlarına çok aşina olmadığının dile getirilmesi üzerine ERP (kurumsal kaynak yönetimi yazılımı) alanında ekosistemin nasıl oluşacağına açıklık getiren NACAR, öncelikle bu kor teknolojiyi içeride geliştirdikten ve AR-GE süreçlerini tamamladıktan sonra açık kaynak olarak bu servisleri sunmayı ve daha sonra da modülleri bunun üzerine entegre etmeyi planladıklarını belirtti. “Öncelikle tabi bu alan boş bir alan değil, yıllardır bu konuda çalışan firmalar var, kurumların yaptıkları yatırımlar var, bunları bir an da söküp atmak, değiştirmek kolay bir iş değil, onun için bizim farklı bir yaklaşım ortaya koymamız gerekiyordu o da açık kaynak yaklaşımı. Biz öncelikle bu kor teknolojiyi içeride geliştirdikten sonra, AR-GE süreçlerini tamamladıktan sonra bunu açık kaynak toplumuna açıp açık kaynak olarak bu servisleri sunmayı ve daha sonra da modülleri bunun üzerine entegre etmeyi planlıyoruz böyle bir yol haritamız mevcut. Açık kaynakla gideceğimiz için bu işin içinde de yani arka planındaki teknolojilerin de çoğunluğu birçoğu veya hepsi demek istemiyorum belki lisansız şeyler de olabilir diye. Çoğunluğu açık kaynak olacağı için dolayısıyla takdir edersiniz ki burada bir fiyat avantajı, ekonomik avantaj, lisans ücreti. Yine yerli bir ürün olacağı için bakım ve destek yerinde destek hizmetinin daha çabuk ve daha etkin olacağını ve bunun da müşteriler tarafından tercih edileceğini düşünüyoruz. KOBİ’ler için ayrıca bir de bunun buluta taşınması, bulut üzerinden bu tip servislerin verilmesi avantajlı olacaktır diye düşünüyoruz. Yani 2021’in ikinci yarısından sonra prototip ürünlerimiz ortaya çıkacak. Tabi bunlar prototip olduğu için belli kurumlarda kurulması gündemde. Denendikten sonra, test edildikten sonra inşallah 2021 sonu itibariyle pazara çıkarız diye tahmin ediyoruz.”

Soru-cevap kısmında ayrıca HAVELSAN Diyalog uygulamasına ilişkin bir talep sipariş olup olmadığına yönelik söz alan Havelsan Operasyonlar ve Uluslararası İş Geliştirme Genel Müdür Yardımcısı Şevket Ünal, “Hali hazırda siparişler aldık desek tam doğru olmaz, ama birçok yerden 130’u aşkın kurum ve kuruluştan kamu ve özel finans kuruluşlarına falan talepler geldi. 40’a yakın kuruma biz kendi HAVELSAN veri merkezimizdeki Diyalog sistemi üzerinden kullanıcı açtık ve etkin olarak kullanıyorlar. Bildiğiniz Zoom gibi bedava toplantı yapıyorlar ve böyle de memnunuz niye parasını verelim diyorlar, o ayrı bir konu tabi. 11 tane farklı kuruma da yerinde kurduk. Webex ve Zoom’a karşı mücadele veriyoruz. Türkiye’nin verisi Türkiye’de kalsın diyerek zaten biz bu sistemi kurumun kendi veri merkezinde kuruyoruz ve tamamen veriler aynı bizim diğer uygulamamız İleti’de olduğu gibi Türkiye içerisinde kalıyor. Çok beğeniliyor, çok tutuluyor, çok memnunlar, ama üzerimizde tabi misyon şirketi olmamız, Vakıf şirketi olmamız nedeniyle olsa gerek bu da sizin bir hizmetiniz olsun diye söyleyenler de var, ama ilgi çok fazla. Ve biz bunu inşallah Genel Müdürümün de desteğiyle yani Zoom kadar niçin olmasın, biz o noktadayız. Yani henüz Zoom değiliz, Webex değiliz, ama oradan çok da uzak değiliz, onu da görüyoruz. Yani bugün dünden Malezya’yla bir video konferans yaptık. Video konferansı şöyle yaptık; WhatsApp’tan konuşamadık, İletiden konuşamadık çünkü orada hatlarda bir sıkıntı vardı GSM hatlarında Diyalog’dan kesintisiz bir şekilde Malezya’yla, Bangladeş’le video konferans yaptık, yani sistem oturmuş durumda.” İfadelerine yer verdi.

Pandemi süreciyle birlikte özellikle uzaktan çalışmanın siber güvenliği de kritik bir şekilde öne taşıdığını belirten NACAR, HAVELSAN’ın siber güvenlik alanındaki çalışmalarının bu süreçte kullanıcılara sağladığı faydalar ve siber güvenlik alanındaki çalışmaların geleceğini hakkında bilgiler verdi. “Siber güvenlik çalışmalarımız olduğu gibi aslında devam ediyor. Özellikle SİSATEM’i sordunuz Siber Operasyon Merkezi aslında orası. Bu bizimle anlaşmalı bazı kurumlara siber güvenlik hizmeti veriliyor burada siber saldırılara karşı onların güçlendirilmesi, bunun gözlenmesi, raporlanması gibi. Bu pandemi sürecinde çok fazla bir değişiklik olmadı diyebilirim, ama biz siber güvenlik alanında yapmış olduğumuz işlerin yeni işlere gelince siber olgunluk seviyelerini artık kurumların oluşturmaya başladık bizimle iş birliği yapan, çalışan kurumların. Siber olgunluk seviyesiyle ilgili bir sertifikalandırma gibi diyebileceğimiz bir çalışmalar yürütüyoruz. Bunun haricinde siber güvenlik kümelenmesinde çeşitli görevlerimiz var, bu yeni kurulan bir küme. Yaklaşık 100-150 civarında bir firma burada KOBİ firması faaliyet gösteriyor. Onlara tabi sektörün önde gelen firmaları olarak biz ve diğer kardeş firmamız birlikte öncülük yapmaya çalışıyoruz. Siber güvenliğin geleceği bizim açımızdan bir de bu Milli Muharip Projesi önemli orada platform siber güvenliği konularına girdik, giriyoruz. Özellikle savunma sektörü için önemli bir alan olduğunu düşünüyoruz. Siber güvenlik çünkü biliyorsunuz sadece bir IT siber güvenliği değil, IT cihazlarıyla olan bir şey değil, aynı zamanda kullandığınız bir telsizin de siber güvenliği olmak zorunda. Kullandığınız bir lazerin veya bir başka alt sisteminde siber güvenliğini düşünmek zorundasınız. Bu alanlarda savunma sanayi alanında fark oluşturacak yeni projelere girmeyi planlıyoruz önümüzdeki dönemde.”

Yaklaşık 3 yıldır gündeminde olan uçtan uca yerli ve milli 5G projesi ile ilgili olarak HAVELSAN’ın burada çok etkin bir rolü olduğunun altını çizen NACAR, Proje’nin Türkiye için ne gibi avantajlar sağlayacağına değindi. “Öncelikle pandemiden etkilenen bir projemiz bu işte. Normalde bu yılsonu itibariyle tamamlanacaktı bu proje, Mart ayına sarkmış oldu bu projenin takvimi pandemi dolayısıyla 5G projesi. Aslında HAVELSAN, telekom alanında faaliyet gösteren sektör anlamında bir firma değil, ama biz yazılım sektöründeyiz ve artık telekom, teknoloji, IT hepsi birbirine yaklaşıyor. Yani bugün bir Apple firması banka kuruyor veya para transferi yapıyor. Toyota firması teknoloji üssü açıyor mesela. Dolayısıyla, bu teknolojiler birbirine yaklaşıyor. HAVELSAN’ın da IT altyapısıyla çünkü bu 5G demek aslında yazılım tabanlı network demek, yani yazılım tabanlı GSM bir noktada demek veri taşıma demek. Bu şu demek aslında; Yazılım tabanlı olduğu zaman donanım bağımlılığının ortadan kalkıyor olması demek, marka bağımlılığının ortadan kalkıyor olması açık kaynakla başlayan ve üretilen yazılımların mesela bir santral yazılımı, bir baz istasyonu yazılımı, o aradaki linkleri sağlayan yazılımlar filan bütün bunlar burada çalışan yazılımlar servis tabanlı, bulut tabanlı olmaya doğru gidiyor. Dolayısıyla, burada öne çıkan OpenStack, Kubernetes gibi teknolojiler bu çekirdek istasyonların yazılımında kullanılıyor. Bu yönüyle HAVELSAN bu projelerde yer almış oldu, bu projede yer almış oldu ve bu alandaki bu sadece operatörlerin desteklediği genel telekom altyapısı değil, özel virtual private network dediğimiz özel networkleri de beraberinde getiren bir konu. Yani eskiden mümkün olmayan, çünkü network dilimleme denen bir konu var hani ağı genel bir ağ üzerinde telekom ağı üzerinde özel bir ağ oluşturabiliyorsunuz. Ne için? Mesela bir afet durumunda bunu yapabiliyorsunuz. Veya bir mesela bir yangınla ilgili bir 112’yi vesaire mesela sağlık şeyi filan bu tip bir felaket durumunda bunu şeyden bağımsız hale getirebiliyorsunuz ana gövdeden. Bu gibi kurumsal konularda HAVELSAN bu yazılımını kullanarak aslında çok fazla Telekom operatörlerinin iştigal ettiği alana çok fazla girmeden savunma sanayi, güvenlik konularında işte mission kritik dediğimiz görev kritik sistemlerde bunun kullanımını yaygınlaştırmak gibi bir hedefi var HAVELSAN’ın.”

Sadece savunma gelirlerinin baz alındığı Defence Top 100 listesine 99. sıradan giren HAVELSAN’ın gelir dağılımına bakıldığında alt kırılımının yaklaşık olarak yüzde 86’lık bir kısmının savunma sanayi gelirlerinden, yüzde 14’lük kısmının da sivil sektördeki işlerden geldiğinin ve pandemi sürecinde dünyada savunma sanayine yapılan harcamaların azaldığı, bu süreç içinde sağlık alanına, savunma sektöründen daha çok önem verildiğinin belirtilmesi üzerine HAVELSAN Genel Müdürü Dr. Mehmet Akif NACAR, HAVELSAN’ın bu dönemde savunma sanayindeki gelirlerinin arttırılmasına yönelik atacağı adımlarla ilgili olarak şunları söyledi: “Umarız ki o oranlar aşağıya inerken HAVELSAN’ın sıralaması daha yukarıya çıkar. Şunu demek istedim aslında; Hani bizim ciromuz artar, fakat bunun sivil olan yüzdesi de orada artmış olur, biz de sıralamada daha yukarıya. Hem savunmaya daha çok iş yapmış oluruz savunma alanına, hem de sivil alana. Bu dediğiniz çok önemli bir nokta aslında. AR, VR teknolojilerinde HAVELSAN zaten birçok AR-GE projesi yaptı, bu alanlara girdi aslında. Yine sağlık teknolojileri alanında da çeşitli POC’ler yapıldı proof of concept projeleri yapıldı, AR-GE’ler yapılıyor teletıp konusunda, uzaktan hasta bakımı konusunda. Biz tabii odağımızı da kaybetmemek şartıyla, kesişen teknolojiler bunlar aslında. Yani altyapıda kullanılan teknolojiler, mesela simülatörde bakımda kullanılan teknolojilerle örtüşüyor. Sağlık sektörü mesela, sağlık yazılımları, simülatörleri tamamen uçuş simülatörleriyle örtüşüyor; bilimsel bir gerçek yani bu örtüşme. Buradan hani spin edecek projeler sağlık alanında bizim faaliyet yelpazemizi genişletebilir, ama bizim asıl odağımız sağlık sektörü olmadığı zaman bu ürünler bir noktaya kadar belki bizim sürdürebileceğimiz ürünler olabilir, ama bir noktadan sonra bunun ya ürün transferi veyahut da ne bileyim bir spin off’la farklılaşması gibi konular gündeme gelebilir. Çünkü sağlık alanında çok daha donanımlı, yani o işi yıllardır yapan, uzmanı olan firmalar var. Biz onlara sağlık teknolojisi sağlayarak destek olabiliriz. Ama alan olarak sağlık uzmanlığı bizim alanımız değil. Tıpkı savunma alanında bizim uzmanlarımız olduğu gibi sağlık alanında da başka uzmanlıklar var. Dolayısıyla bizim buradaki yapay zekâ, AR, VR teknolojileri Big Datayı (Büyük Veri) sağlık alanına kazandırmak üzere teknoloji transferi yapabileceğimizi düşünüyoruz. Ürün geliştirmede KOBİ firmalarımızla çalışıp onların ürünlerine katkıda bulunabileceğimizi düşünüyoruz.”

HAVELSAN’ın Silikon Vadisindeki yatırımı Quantum3D ile ilgili bilgi veren NACAR, “Quantum3D beş yıl kadar önce yapılmış bir yatırım, belki dört yıl, tam net hatırlayamıyorum tarihini. Silikon Vadisinde özellikle simülatör alanında bir yatırım olarak yapılmış, yazılım yatırımı. Bu tabii Quantum3D transferinden sonra Amerika’da Silikon Vadisinde çeşitli işler yapılmaya çalışıldı, modeller denendi. Yani mevcut HAVELSAN ürünleri Quantum üzerinden gerek Amerika pazarına gerekse de Amerika’nın etki ettiği pazarlara satılabilir mi diye. Bu konuda iş geliştirme faaliyetleri yapıldı. Yine simülatör alanında Amerika’daki sektöre daha yakın olup onlarla daha fazla iş birliği yapabilir miyiz, bunlar denendi, yapıldı. Bu anlamda Kanada’da bir proje yapıldı, işte Suudi Arabistan’da bir simülatör projesine girildi. Bu anlamda özellikle Quantum3D’nin yeni teknolojilere adaptasyonu önemli oluyor. Simülatör alanında bir AR, VR yönelimi var uçuş simülatörlerinde. Zaten biz bu ana teknolojiyi HAVELSAN’da geliştiriyoruz. Bu geliştirdiğimiz teknolojiyi artık transfer etmek kalıyor geriye. Buradaki mühendislik ekibimiz oradan daha güçlü, orada daha az sayıda, kısıtlı, özelleşmiş bir ekiple çalışıyoruz. Tamamlayıcı olarak düşünüyoruz Quantum3D’yi. Hem bizim teknoloji transferi yaptığımız, yapacağımız bir kapı, hem de oradan buraya gelecek teknolojiler veya firmalarla, o pazardaki firmalarla, çünkü dünyanın bu alandaki yarıdan fazla işini sadece ABD sağlıyor, yapıyor. Dolayısıyla oralarda da iş yapabilme kapasitesi oluşmaya başladı, bu önümüzdeki dönemde de artarak devam edecektir. Yani Quantum 3D devam ediyor şu anda ve AR, VR teknolojileri başta olmak üzere bizim paraşüt simülatörü, başka simülatör projelerimizin de pazarlandığı bir alan olmaya devam ediyor.”

Kıyı Emniyet Müdürlüğüyle imzalanan protokole de değinen NACAR, bunun devam eden bir projenin aslında stratejik iş birliğine dönüştürülmesi olduğunu belirtti. “Biliyorsunuz SGRS Projesi uzun yıllardır HAVELSAN tarafından geliştiriliyor ve şu anda bitme noktasına geldi. Ancak Kıyı Emniyetiyle VTS (Vessel Traffic Systems) dediğimiz, boğazlardan geçişi kontrol etmek anlamında bir yazılım bilgi sistemi projesiydi bu. Bunun ileriki fazlarının geliştirilmesi amacıyla bir protokol imzalandı. Bunun haricinde eğitim anlamında, simülatör anlamında da yeni yapacağımız iş birlikleri olacağını buradan söylemek isterim.”

Son olarak MİLDEN (Milli Denizaltı) Projesi ile ilgili olarak 2019 yılında ilk kadroların görevlendirildiğini ve projenin efektif hale geldiğini söyleyen Acar, MİLDEN özelinde HAVELSAN’ın talip olduğu görevler hakkında şunları söyledi.  “Tabii HAVELSAN birçok göreve talip orada özellikle mühendislik simülatörü başta olmak üzere. Bu tabii komuta kontrol anlamında da orada yapılacak işler var. Özellikle denizaltı modernizasyonunda HAVELSAN daha önceki projelerde görev aldı, yeni tip denizaltı projesinde görev alıyor, bütün bunları bir arada düşünürsek aslında o projede HAVELSAN’ın yapacağı çok iş var.” Dedi.

Soru-Cevap bölümünün ardından günün anısına HAVELSAN yerleşkesinin önünde toplu hatıra fotoğrafı çekildi.